Son bir husus, ilk başta bir tek cümle ile işaret ettiğim gibi Hallac vahdet-i vücudçu bir adamdır. O ve bir ölçüde Muhyiddin İbn Arabî gibi zatlar çok defa Allah’ın rahmetinin enginliği açısından meseleleri değerlendirirler; değerlendirir ve şeytan ve firavunlar için bile bir kurtuluş yolu ararlar. Bu açıdan da onların şeytan hakkında bu türlü yorumda bulunmaları, temel felsefelerinin gereğidir. Zira onlara göre “Heme ost- Her şey O’dur.” ve şeytan O’nun ayrı bir tezahürü, farklı bir tecellîsidir. Oysa bize göre “Heme ez ost – Her şey O’ndandır.” Dolayısıyla Hallac’ın “Aşkı şeytandan, itaati Âdem’den öğrenmek lâzım.” demesini, benimsemiş olduğu vahdet-i vücutçu düşünce açısından normal kabul etmek gerekir.
127