Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), oruçlu kimsenin iftar ederken nelere dikkat etmesi gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mü’min orucunu açarken şunlara dikkat etmelidir:
Akşam vakti girdiği zaman oruçlunun hemen iftar etmesi sünnettir. Vakit bakımından çok sınırlı olduğu, vakti girer girmez hemen kılınması gerektiği hâlde, Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) önce iftar yapar daha sonra akşam namazını kılardı. İftarın bir an önce yapılması tavsiyesinde insanlara karşı gösterilen şefkat ve merhametin tezahürleri görülmektedir. Gün boyu aç duran insanları, vakti girdiği hâlde, yeme-içmeden men etmeyi dinin o şefkat ruhuyla telif etmek zordur. Bunun için Peygamber Efendimiz, ümmetini iftar yapma hususunda acele etmeye teşvik etmiş, onu, gözünün nuru namazın dahi önüne almıştır:
لَا يَزَالُ النَّاسُ بِخَيْرٍ مَا عَجَّلُوا الفِطْرَ
“İnsanlar iftarı acele yapmaya devam ettikleri sürece hayır üzerinedirler.”146
Başka bir rivayette de Hazreti Âişe Validemiz, Resûlullah’ın bu mevzudaki tutumunu bizlere haber vermektedir. Ebû Atiyye anlatıyor:
“Ben ve Mesruk, Hazreti Âişe’nin (radıyallâhu anhâ) yanına girmiştik. Mesruk şöyle dedi: ‘Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ashabından iki adam var ki bunların ikisi de hayırdan geri kalmıyorlar. Biri akşam namazı ile iftarda acele davranıyor, diğeri hem akşamı hem de iftarı tehir ediyor.’ Bunun üzerine Hazreti Âişe, ‘Akşam namazı ile iftarda acele davranan kimdir?’ diye sordu. Mesruk, ‘Abdullah İbn Mesud’dur.’ cevabını verince Hazreti Âişe, ‘Resûlullah işte böyle yapardı.’ dedi.”147
Oruçlunun, iftarını hurma veya su ile açması sünnettir. Hazreti Enes (radıyallâhu anh) bu konuda şöyle der: