Kur’ân-ı Kerim pek çok meseleyi icmali olarak ele alır. Onları tafsil edecek olan ise Kur’ân’ın kendisine indirildiği Resûlullah’tır. Zira Kur’ân’ın kendisinden sonra onun en büyük müfessiri, Allah Resûlü’dür (sallallâhu aleyhi ve sellem). O, orucu bütün teferruatıyla ele almış ve nurlu beyanlarıyla bize anlatmıştır. Burada orucun farziyetine dair birkaç nebevî beyan zikrettikten sonra onun önem ve faziletiyle alâkalı Resûlullah’tan rivayet edilen bazı hadisleri nakletmeye çalışacağız. Resûlullah Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
بُنِيَ الإِسْلاَمُ عَلَى خَمْسٍ: شَهَادَةِ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلَّا اللّٰهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ، وَإِقَامِ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَالحَجِّ، وَصَوْمِ رَمَضَانَ
“İslâmiyet beş esas üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilâh bulunmadığına ve Hazreti Muhammed’in Allah’ın kulu ve elçisi bulunduğuna şahitlik etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak. (Bu hadisenin gerçekleştiği dönemde henüz hac farz kılınmamıştı.)”102
Bir başka hadiste ise, Hazreti Cebrail (aleyhisselâm) insan suretinde Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelerek bazı sualler tevcih eder. “İslam nedir?” sorusuna Efendiler Efendisi’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) verdiği cevap şöyledir:
الإِسْلاَمُ: أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ، وَلاَ تُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا، وَتُقِيمَ الصَّلاَةَ، وَتُؤَدِّيَ الزَّكَاةَ المَفْرُوضَةَ، وَتَصُومَ رَمَضَانَ
“İslâm; Allah’a kulluk etmek ve O’ndan başka mabud tanımamaktır; namaz kılmak, zekât vermek ve oruç tutmaktır.”103
Yukarıda zikredilen hadislerden de anlaşılacağı üzere oruç, İslâmiyet’in temel esaslarından biridir ve bütün mü’minlere farzdır. Bu konuda Ehl-i Sünnet âlimleri arasında herhangi bir ihtilaf yoktur. Zaten Efendimiz’den günümüze gelinceye kadar on dört asır boyunca ortaya konan uygulama da böyle olduğunu açıkça göstermektedir.