Eğer program hazırlanırken bütün bunlar hesaba katılmaz ve genç nesiller eğitim çağlarında gerçek insanlığa yükseltilemezlerse, gelecekte salma gezen ve herkese diş gösteren birer varlık hâline gelir ve dolayısıyla da toplumda birçok kötülüğün yayılmasına sebebiyet verirler.
Kötülüklere Karşı İyilikle Mukabele
Şiddeti önleyebilme veya en azından azaltabilme adına yapılması gerekenlerden bir diğeri ise onu tek taraflı bırakmaktır. Birileri saldırmayı, hakaret etmeyi, başkalarının onur ve haysiyetiyle oynamayı kendilerine vazife edinebilirler. Bu tür durumlarda Hazreti Bediüzzaman’ın tabiriyle misliyle mukabelede bulunma zalim kaidesine başvurmamak gerekir.104 Hatta kötülük yapanlar hakkında bile Nail-i Kadim gibi;
(Allahım, şad olmayan şu gönlümü kıranlar mesut olsunlar; benim için ‘Muradına ermesin!’ diyenler muratlarına ersinler!) diyebilmeli, tavır ve davranışlarımızla da dilimizin sesine tercüman olabilmeliyiz. Hatta bunun da ötesinde elimize fırsat geçtiğinde bu tür insanlara karşı iyilikte bulunma civanmertliğini gösterebilmeliyiz.
Evet, öyle dönemler olur ki o güne kadar sizin yanınızda bulunan bazı insanlar, baş dönmesine, bakış bulunmasına maruz kalabilirler. Dolayısıyla da renkleri birbirine karıştırmaya, akı kara, karayı da ak görmeye başlayabilir, bunun sonucu olarak kendilerine göre muhalif veya düşman gördükleri insanlara karşı bir kısım canavarlıklar sergileyebilirler. Hakikaten bu tür durumlarda yapılan hakaretleri hazmedip affedebilmek, sizi ısıranlara bir gül uzatabilmek çok zor bir davranıştır. Fakat olumsuz hâdiselerin üstüne yumuşaklık ve mülâyemetle gidebilen insanlar hiçbir şey kaybetmez, bilakis çok şey kazanırlar. Bize kötülük yapanların yuvarlanıp cehenneme düşmesini mi isteriz, yoksa ahsen-i takvime mazhariyetlerini hatırlayarak yeniden yanımıza gelmelerini ve bize enis ü celis olmalarını mı?