İçeriğe geç

Çünkü iyi bir temsilin –hele bir de devamlı olursa– tesirsiz kalacağına ihtimal vermiyorum. Sürekliliği bulunan bir temsil mutlaka çevreye de yansıyacak ve hüsnükabul görecektir. Mesela, Hazreti Bediüzzaman’a hizmet etmiş talebelerden bazılarıyla birlikte kalma, onları yakından görme ve tanıma imkânım oldu. Bu süre zarfında onların namazlarını özene bezene kıldıklarına, evrad u ezkârlarında kusur etmediklerine, hiç aksatmadan gecelerini ihya ettiklerine, abdestlerinde çok dikkatli olduklarına, her birisinin temizlik ve nezafet erbabı olduğuna şahit oldum. Çünkü onların arkasından gittikleri zat, bütün bu hususlarda fevkalâde dikkatliydi. O, bütün ömrünü çok ciddi bir kulluk şuuruyla geçirdiğinden bu tavrı çevresine de aksetmişti. Temsilde temadi tesirsiz kalmaz. İsterseniz bunu bir kaide olarak kabul edebilirsiniz.

Bu açıdan önlerinde gönlünü Allah’a vermiş, halisane ibadet yapan ve ciddi bir adanmışlık ruhuyla hizmet eden insanları göremeyen kişilerin iç dünyaları zamanla matlaşıp dumura uğrayabilir. Zira yukarıdan aşağıya inildikçe kıvam düşecektir. Bu açıdan çevremizdeki insanların eksik ve kusurlarını gördüğümüzde onları Allah’a şikâyet etme yerine kendi halimizi Allah’a şikâyet etmeli, Hazreti Yakup (aleyhisselâm) gibi, إِنَّمَا أَشْكُو بَثِّي وَحُزْنِي إِلَى اللّٰهِ“Ben, bütün dağınıklığımı, üzüntü ve tasamı yalnız Allah’a arz ediyorum.”117 demeliyiz. Hatta arz edeceğimiz hususlar arasına gafletimizi, dalâletimizi, tutarsızlığımızı, yetersizliğimizi vs. de ekleyebiliriz.

Bu arada şunu da hatırlatmak gerekir ki toplum içerisinde yaşayan herkesin kendisine göre farklı bir sorumluluk alanı bulunduğu ve farklı derece ve makamlarda vazifeleri olduğundan, herkesin kendisine bu gözle bakması ve öncelikle sorgulamaya nefsinden başlaması mü’mince bir tavırdır.

Tûl-i Emel

202