Hazreti Yunus (aleyhisselâm), bir peygamber olması hasebiyle böyle bir musibet ânında ne yapması gerektiğiyle ilgili Cenâb-ı Hak’tan hususi bir mesaj da almış olabilir. Zaten yaşanan hâdise bir mucizedir. Çünkü normal şartlarda bir insanın, balığın karnında hayatını sürdürmesi mümkün değildir. İnsan tabiatı, oksijensiz bir ortamda yaşamaya müsait yaratılmamıştır. Fakat o, Allah’tan aldığı bir mesajla asla ümitsizliğe düşmemiş, O’na tam bir teveccühte bulunmuş ve hâlis bir tevhid şuuruyla O’na yönelip kurtuluşa ermiştir.
Bela Enstrümanlarından Tevhid Nağmeleri
Hazreti Yunus’un (aleyhisselâm) yaşadığı gibi bizler de kimi zaman fert plânında, kimi zaman da aile ve oymak çapında bela ve musibetlerle karşı karşıya kalabiliriz. Hatta bazı durumlarda topyekûn bir millet ıztırar hâli yaşayabilir ve çaresizlikle kıvranabilir. Önemli olan, yaşanan bütün bu sıkıntıların ciddi bir tecessüs ve tefahhus hissiyle süzülmesi; süzülüp doğru okunması, doğru değerlendirilmesi ve musibetlerin ışığı altında gerçek tevhide ulaşan yolun aydınlatılmasıdır. Zira abes iş işlemekten münezzeh ve müberra olan Allah (celle celâluhu), böyle bir çaresizlik durumunu kullarına, önemli bazı kazanımlar elde etmeleri için vermiş olabilir. Eğer bunun farkına varılır, yaşanan sıkıntılar rıza ile karşılanır ve maruz kalınan çaresizliğin sevkiyle Cenâb-ı Hakk’a tam teveccüh edilebilirse, dünyanın mamur hâle getirilmesi ve ahiretin kazanılması mümkün olur. Burada yaşanan sıkıntıların, ahirette geriye dönüşü çok farklı olacaktır. Orada, damla deryaya, zerre de güneşe dönüşecektir.