Çatlamış, kırılmış, parçalanmış ve mübarek parçaları sağa sola saçılmış olan bu âbidenin yeniden aslî hüviyetine uygun bir şekilde ikame edilebilmesi, maddî-mânevî zevklerinden, şahsî mutluluklarından fedakârlıkta bulunan mefkûre insanlarının cehd ü gayretine bağlıdır. Zira Arapça bir şiirde de geçtiği üzere, بِقَدْرِ الْكدِّ تُكْتَسَبُ الْمَعَالِي“Çekilen sıkıntı ölçüsünde seviye elde edilir.” Biraz daha açacak olursak, maddî-manevî muvaffakiyetlere nail olmak, zirveleri tutmak ve zaferleri zaferlerle taçlandırmak, ancak bu konuda gösterilecek ceht ve gayrete ve bu ceht ve gayretin de doğru yerde, doğru istikamette kullanılmasına bağlıdır. Unutulmamalı ki, toplumun ıslahı ve yeniden dirilişi mevzuunda dipten gelmeyen ve dibe bağlı olmayan hiçbir hareket istikbal vaat edici ve kalıcı olamaz. Nice çalımlı şovlarla başlayan hareketler vardır ki üç adım ötede takılıp yollarda kalmış, belleri bükülmüş ve sonra da esefli birer hülya, yıkık birer rüya olarak devrilip gitmişlerdir. Evet, toplumun ıslahı mevzuunda müsait bir ortamın hazırlanması ve yürünecek yoldaki bir kısım engellerin bertaraf edilmesi adına idareci ve siyasilerin belli ölçüde inisiyatif ve desteği olabilir. Onlar, bu destekleriyle ıslah erlerinin daha hızlı mesafe almalarına vesile olabilirler ve bu yönüyle de takdiri hak ederler. Fakat tamir adına yapılması gereken asıl iş, meselenin dipten ele alınması ve tabana yayılmasıdır. Bu itibarla “vira bismillâh” diyerek işin “elif-bâ”sından başlamalı; toplumun ıslahının fertlerin ıslahından geçtiği bilinmelidir. Topluma ait bütün üniteler ıslah edilmedikçe de toplumun ıslahının mümkün olamayacağı asla unutulmamalıdır.