İçeriğe geç
Arkada O, az önde kudsiler dörder-beşer,Dirilişe yürüyordu bütünüyle beşer.Bir sırlı seyahat ki semâvî, fakat yerde,İçinde dönüş muştusuyla biraz ilerde…Yürüdüler, Allah’a güvenerek kol kola,Bir gün ulaştılar özlerine giden yola.Mekke’de gurûb tasası, Medine’de şafak,Dünya yeni bir çağın kapısında ki, ap ak!Zamanda hareket, gönüllerde kıpırdanış,Duyanlar duydu, duymayanınki bir aldanış..Eridi kardan adamlar O’nun nefesiyle..Ve dirildi ölü gönüller altın sesiyle.Artık çark O’na râm ve önünde iki büklüm,Gündüzler, alnının ziyasından bir tebessüm.Gönüller “taht-ı revân”, O ise bir Süleyman,Her ululuk bir damla, O ise tam bir umman…Yürüdü iki cihan atının terkisinde,Yürüdü, son noktanın bir adım berisinde…

* * *

Şimdi sırada tekmil çağın garipleri var,“Hicret” deyip dökülmüş yollara O’nu arar.Dolaşıp dururlar her koyda ayrı bir bahar.Onların bağına dikenler eken gül toplar.Onların hamurunu Kudret Eli yoğurur,Onların bağında saksağan tâvus doğurur!Onlar, varlığın gâye ölçüsünde nüktesi,Dillerinde ötelerin güftesiz bestesi…Felek, onların ikbaline boyun eğmekte,Kader, geçecekleri yollara su serpmekte.Allah tutkusuyla her zaman başları mahmûr,İklimleri Cennet kokusuyla buhûr buhûr…
208