İçeriğe geç

Her nerede olursa olsun, maiyyet-i ilâhiyede bulunduğu şuurunu bir nebze bile kaybetmeyenler için tevbe yoktur. Onlardan sâdır olan tevbe mânâsındaki sözler ya inâbe veya evbe mânâlarını ifade etmektedir. Hz. Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’ın, “Günde yetmiş12 veya yüz13 defa istiğfar ederim.” sözlerini başka türlü anlamak da mümkün değildir. Ayrıca tevbe, “kurb” ve “maiyyet”i bilmeyenler içindir. Hayatlarını kurb ufuklarında geçirenler, her tasarruflarına hâkim, her işlerine nigehbân ve onlara her şeyden daha yakın olan Cenâb-ı Hakk’a herhâlde, avamî mânâda rücûu gaflet sayarlar. Bu mertebe, ehl-i vahdet-i vücudun değil, ehl-i vahdet-i şuhudun, onlardan daha çok da Mişkât-ı Muhammed ve Sünnet-i Hazreti Ahmed (aleyhi ekmelüttehâyâ) Hazretlerinin zıllinde seyr u sülûk yapanların mertebesidir. Seviyesi bu mertebeye ulaşmayan ve makam-ı tabiatta vücudla uğraşanlar için evb ve inâbeden ve hele bu makamların müntehâsından söz etmek taklittir ve bâlâpervâzâne sayılır.

اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنَا مِنَ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَتَابُوا وَأَصْلَحُوا إِنَّكَ غَفُورٌ رَحِيمٌ وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مُحَمَّدٍ سَيِّدِ الْمُرْسَلِينَ.
21