Evet, gökler ve yer bütün eczâ ve mürekkebâtıyla Allah’ın mülkü olduğundan, varlık kitabında mütalâa edilen her hâdise, her şe’n ve her nizam, Yüce Yaratıcı’nın şeriat-ı fıtriyedeki ahkâm ve tasarruf keyfiyetlerini de okumak demektir. Bu kitabı hakkıyla okuyabilen ve okuduğu şeylere göre hayatını düzenleyen birinin yolu herhâlde hidayet ve takva yolu, varacağı yer Cennet, içtiği de kevser olacaktır. Evet, dünyada çeşit çeşit nimet ve rengârenk güzelliklerin gerçek sahibi olan Allah’tan gaflet ve hep İblis’in rehberliğiyle nankörlük vadilerinde dolaşan felaket ve hüsran ashabına karşılık, o, her şeyin gerçek sahibi Mün’im-i Hakikî’yi tanıyıp, O’na iman ve imandaki şuur ile inkıyad ederek, melâike, enbiyâ ve sıddîkînin öncülüğünde, hep şükür-nimet, nimet-şükür daireleri içinde dolaşır, dökülen dökülene yığınların mahvoldukları aynı vadilerde Yüce Yaratıcı’nın lütuflarına mazhariyetin hakkını verir ve ömrünü bir tefekkür üveyki gibi geçirir. Şayet bir tümseğe ayağı takılsa, fikir dünyasını zikirle buudlaştırır; tedbirden teslime, temkinden tefvize geçer, âlemin mesafelere esir düştüğü yerlerde o, göklerde tayerân ederek gider hedefine ulaşır…
İçeriğe geç
اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنَا مِنَ الَّذِينَ يَذْكُرُونَكَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِ الْمُتَفَكِّرِينَ وَعَلٰى اٰلِهِ الْمُخْلَصِينَ.
29