İçeriğe geç

Havf erbâbı bazen sızlar, bazen ağlar ve gözyaşlarını ceyhun ederek günde birkaç defa, hususiyle de yalnızlık zamanlarında gözyaşlarıyla “bu’d” ateşlerini söndürür ve bu’dlar bu’du cehennem üzerine yürür. Zira: لَا يَلِجُ النَّارَ رَجُلٌ بَكٰى مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِ حَتّٰى يَعُودَ اللَّبَنُ فِي الضَّرْعِ“Allah korkusundan ağlayan birinin, sağılmış sütün yeniden memeye dönmesi muhaliyeti gibi Cehennem’e girmesi mümkün değildir.”15 fehvâsınca, Cehennem ateşini söndüren en tesirli iksir gözyaşlarıdır. Bazen de, hem yaptıklarını hem de yapmadıklarını sürekli birbirine karıştırır; yaptıklarının “hüdâî” olmayıp da “hevâî” olabileceğinden, yapmadıklarının da bütün bütün şeytanî olmasından irkilir, devamlı hüzünle yutkunur ve en isabetli karar diyerek doğrulur, O’na iltica eder. Bunlardan birinci şıktakilere: وَالَّذِينَ يُؤْتُونَ مَۤا اٰتَوْا وَقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلٰى رَبِّهِمْ رَاجِعُونَ“Rabbilerinin huzuruna döneceklerinden ötürü, yürekleri çarparak vereceklerini verirler.”16 mealindeki âyet münasebetiyle, Âişe Validemiz’den nakledilen şu vak’ayı misal olarak gösterebiliriz: Validemiz buyurur ki: “Bu âyet nâzil olunca ‘Âyette zikredilenler, zina etme, hırsızlık yapma, içki içme gibi haramları irtikâp edenler midir?’ diye Resûlullah’a sordum. İnsanlığın İftihar Tablosu Seyyidü’l-mâsûmîn: ‘Hayır yâ Âişe, âyette anlatılmak istenen, namaz kılıp, oruç tutup sadaka verdiği hâlde, kabul olup olmaması endişesiyle tir tir titreyenlerdir.’ buyurdular.”17 Bu birinci kategoride zikredilenlere “düz mü’minler” diyeceksek, ikincilerine “derin mü’minler” veya “kâmil insanlar” demek uygun olur zannediyorum.

Ebû Süleyman ed-Dârânî: “Kulun, havf ve recâ arası bir yol tutup gitmesi esas olmakla beraber, her zaman kalbin korku ve saygıyla atması daha emin bir yoldur.”18 der. Onunla aynı düşünceyi paylaşan Şeyh Galip ise, havf mevzuundaki hislerini şu müstesna mısraıyla âdeta hulâsa eder:

Bin havf ile çeşm-i cânı bâzet!
58