Bu arada, bütün bu vasıfları dört ana esasa ircâ edenler de olmuştur ki, o da; Hz. Haydar-ı Kerrar’ın beyanı vechiyle: 1. Güçlü olduğu yerde affetme, 2. Hiddet ü şiddet anında hilm ü silmle muamelede bulunma, 3. Düşmanları hakkında bile hayırhahlıktan geri kalmama, 4. İhtiyaç içinde kıvrandığı durumlarda bile “îsâr” ruhuyla hareket edip başkalarını düşünme… şeklinde hulâsa edilebilir. Aslında, Hz. İmam’ın hayatı da âdeta bu esaslarla örülmüş bir dantelâ gibidir: Evet o, İbn Mülcem hakkındaki muamelesinden,5 muharebede yere yıktığı düşmanını affetmesine,6 sahabeden kendisiyle harbetmiş bir hasmının öldürülmesi karşısında duyduğu teessürden,7 ömrünü îsâr esaslarına göre yaşadığından dolayı bir kış günü yazlık elbise içinde tir tir titremesine8 kadar her hâliyle fütüvvetin temsilcisi kahraman bir fetâ idi.. ve لَا فَتٰى إِلَّا عَلِيٌّ وَلَا سَيْفَ إِلَّا ذُو الْفِقَارِ“Ali gibi yiğit, Zülfikar gibi de kılıç bulunmaz.”9 sözünün tam mâsadakıydı.. o, tertemiz olarak dünyaya gelmiş, nezahet içinde yiğitçe yaşamış, dünyanın kirlerine bulaşmadan da Allah’a ulaşmıştı ki, bu hâliyle Hz. Musa’nın, fütüvvetle alâkalı sorusuna Cenâb-ı Hak’tan aldığı cevaba tıpatıp uyuyordu. Evet Cenâb-ı Hak, Hz. Kelîm’in fütüvvetle alâkalı sualine: “Nefsini Benden tertemiz aldığın gibi, yine Bana tertemiz iade etmendir.” şeklinde cevap vermişti.
Dipnotlar
- 5 Abdurrezzak, el-Musannef 10/125, 154; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 5/274.
- 6 Bkz.: Şeyh Şemseddin Sivasî, Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn (Osmanlıcası) s.294
- 7 et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 1/113; İbn Asâkir, Târîhu Dimaşk 25/115.
- 8 Bkz.: İbn Mâce, mukaddime 11; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 1/99.
- 9 İbn Asâkir, Târîhu Dimaşk 39/201, 42/71; ez-Zehebî, Mîzânü’l-i’tidâl 5/390.