İçeriğe geç

Vesvese, bazen asabî ve hassas ruhlarda, bazen de fazla gıda alan tenperverlerde olur. Mü’mindeki vesvese, buhranlar ve depresyonlar şeklinde değil de, rahatsızlık verebilecek türdendir. Mü’min çok müterakki de olsa, yine kendisine vesvese gelebilir. Hatta, sahabeden sonra en büyük şahsiyetlerden İmam Rabbanî bile vesveseye maruz kalabilir. Her vesveseye müptelâ insanın mutlaka müterakki ve yükseliyor olması gerekmediği gibi, vesveseye mâruz kalmayanın da sukut ediyor olması lâzım gelmez.

Vesvese, kâfirde olmaz. Kâfirin küfrü vesvese değil, belki hesaplı, plânlı ve inadî bir küfürdür. Kâfirde bunalımlar, iç buhranlar, tatminsizlikler, sıkıntılar olabilir. Fakat bütün bunlar, onu iyice saldırgan ve mütecaviz kılar. Şeytan, kendisine orijinal ve yeni yeni felsefeler üfler; inkârcılık adına çeşitli fikirler verir ve sonunda kâfire kendini de inkâr ettirerek, “şeytan yok” dedirtir.

Evet şeytan, kendi defterine kaydolmuş, zimamını eline vermiş ve arkasından tıpış tıpış gelen kimselere vesvese vermez. Keza şeytan, onun atmosferi ve manyetik alanı içinde daire çizip duran, yerinde sayan, gözleri bağlı, beyinleri gözlerinde ve kalbleri midelerinde olanlara da ilişmez. Onlar, onun kafesinde ve tuzağında eli-kolu bağlı avlardır; “Ne yapalım da kurtulalım.” demeyen avlar. Onlar şeytandan, o da onlardan memnun geçinip gitmektedirler; tabiî ki gidecekleri yere kadar…

6. Şeytanın vesvese vermedeki gayesi nedir?

186