İçeriğe geç

b. Şer olan, şeytanın yaratılması değil, ona tâbi olup şer işlemektir. Nasıl herhangi bir cinayete, o cinayette kullanılan bıçak veya tabanca değil de, cinayeti işleyen eller gerçek sebep olarak gösteriliyorsa, aynı şekilde, şeytan da insanın işlediği şerlerde kanlı bir alettir ve asıl suçlu, bu aleti istimal eden kanlı eldir. Evet, insandaki nefis ve nefsin emrine girmiş olan iradenin, şeytana ait telkinatın tesiri altında bazı kötülükleri işlemekle ulaştıkları kötü neticelerin esas sebebi şeytan değildir. Şeytan ve şerler, âdi birer sebeptirler; hakikî illet, insanın iradesidir. Evet insanlar, şeytanın var olmasıyla değil, kendi iradeleriyle kötülük işlemektedirler.

c. İnsan, her şeyi kendi dar dairesinde ve elindeki küçük neticelere göre değerlendirme meylindedir; oysa Allah’ın (celle celâluhu) yaratması, umum neticelere ve faydalara bakar. Meselâ ateş, içine elimizi soktuğumuzda elimizi yakar; –ki, bu bir kesbdir– şimdi, ateşe “bütünüyle zararlıdır” diyebilir miyiz? Haddizatında, onu şerli ve zararlı yapan bizzat kendimiziz. Haydi, bu türden cüz’î zararları olduğunu kabul etsek bile, biz onun umumî neticelerine bakıp, ateşin faydalı ve lüzumlu olduğuna hükmederiz. Elektrik de böyledir, yağmur da… Allah (celle celâluhu), bir şeyi yaratırken umum neticelere bakar. İşte şeytan da, yaratılış noktasında böyle umumî neticelere bakar; Ebû Cehil’in iradesinin dahliyle Cehennem’e sürüklenmesinde de, Ebû Bekir (radıyallâhu anh) gibi elmas ruhlu binlerce evliyâ, asfiya ve kâmil mü’minlerin terakki edip, Cennet’lere yükselmesinde de şeytanın fonksiyonu vardır.

183