İçeriğe geç

Annenin döl yatağı her ay boşalır; bu bir kanundur. Sonra duvarları, muhtemel misafir sperm için vitamin depoları olarak hazırlanır ki, bu da bir kanundur. Anne rahmine doğru harekete geçen milyonlarca spermden sadece biri, yarışı kazanıp yumurtanın zarından içeri girer ve ardından hemen kapılar sürmelenir. İşte bir kanun daha! Sonra, Kur’ân’da ifade edildiği gibi, sperm, devreler hâlinde üç karanlık odada hücre, doku ve organ safhalarını geçirir1 –bu da bir kanun– ve daha nice rahmet harikalarıyla beslenir. Bütün bunlara embriyolojik kanunlar diyoruz. Ceninin geçirdiği bu safhaları bugün cihazlarla tespit edip izleyebiliyor, fakat bu gelişmelere hükmeden kanunları göremiyoruz.

Aynı şekilde, itme-çekme ve yerçekimi gibi kanunların mevcudiyeti de herkesçe kabul edilen bir mesele olmakla birlikte, kendilerini görmemiz mümkün değildir. Bizim gördüğümüz, ancak bu kanunların madde âlemine akseden fonksiyonlarıdır.

Ruh da bir kanundur.. ve verdiğimiz misallerde açıklamaya çalıştığımız kanunlar cinsindendir. Şu kadar var ki, diğer kanunlarda şuur ve idrak bulunmamasına karşılık, insan ruhu, şuur ve idrak sahibidir.

Allah (celle celâluhu), ruhu “Kün” emrine ait âlemden göndermiştir. Kur’ân’da, Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ruh anlatılırken, “Ruh Rabbimin emrindendir, de.”2 ifadesi içinde “Rabbî” denilip, “Rabbülâlemîn” denilmemiş olması, onun halk âlemine ait olmayıp, emir âlemine ait olduğunun delillerindendir.

2. Ruh bütünüyle tarif edilemediği gibi, onu beşerî malumatla da anlamak mümkün değildir

67