Bu mevzudaki diğer tavsiyemiz, materyalist ve inkârcı olmayan ve ruhlara, cinlere ve onların tesirlerine inanan ehil psikiyatrist ve hekimlerimize gidilmesidir. Fakat inanmayan ve kalb ve ruhun gıdasızlığından ve tatminsizlikten dolayı vicdan ve duyguları arasında muvazene kuramayıp düal yaşayan hekimler, habis ruhların hücumuna uğrayanları daha çok bataklığa teşvik edip, bunalımlı, stresli kimselere, “Git, kadınlarla münasebet kur, ye-iç, eğlen ve kötü düşüncelerini atmaya çalış.” demektedirler. Böyle bir tavsiye, susuzluktan yanıp kavrulmuş birisine, “Biraz daha yan” diye deniz suyu vermek gibi bir şeydir. Zaten, hastayı hasta eden, kalbinin bağırsaklarına yedirilmesi, düşünce hayatının ölüp sönmesi ve habislerle düşüp kalkmasıydı. Evet, böyle düşünen tıp da, tabip de tek gözlü sayılır; kaybettiği diğer gözünü bulunca, o da ilerde müstakim görmeye başlayacaktır…
e. Âyetü’l-Kürsî, Muavvizeteyn vb. dualara müracaat edilmelidir.
Evvelâ, Allah’a (celle celâluhu) sığınma, O’na dehalet etme ve himayesine girme, bu mevzuda en önemli yeri olan bir husustur. Allahü Teâlâ’nın Kur’ân’da kullarına emrettiği de budur: “Sana şeytandan (şeytanî) bir dürtü olacak olursa, hemen Allah’a sığın.”38yani “Eûzübillahimineşşeytânirracîm” de! Bu arada, Mü’minûn suresi 97. ve 98. âyetlerinin ezberlenip okunmasını da tavsiye edip geçelim.
Âyetü’l-Kürsî, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) tarafından bizzat tavsiye edilmiştir. Sahabi, zekât malına el uzatmak isteyen insan suretinde bir habis ruhu yakalamıştı. O habis ruh, kurtulmak için “Bırak beni, sana bizden kendini koruyacak dua öğreteyim: O, Âyetü’l-Kürsî’dir.” demişti. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de, “O yalancıdır, fakat bu defa doğru söylemiş.” şeklinde tenvirde bulunmuşlardı.39
Dipnotlar
- 38 Fussilet sûresi, 41/36.
- 39 Buhârî, vekâlet 10; Tirmizî, sevabü’l-Kur’ân 3; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 5/423, 6/52.