Yakîn, mebdei itibarıyla hayra uyanma, müntehası itibarıyla ise itminana ulaşma ve doyma mânâsına gelir. İnsan O’ndan gayri her şeye doyunca, O’na iştahı kalmaz. O’nunla doyunca da başka şeye iştahı kalmaz. Hırsla dünyayı takip edenler O’ndan nasibini alamamış insanlardır. Kalbi Allah’a karşı itminan ile gerilmiş bir insan her şeye karşı fermuarını çekmiş, kapamıştır. Böyle bir kalb tıpkı bir kıblenüma gibi sürekli Hak hoşnutluğunu gösterir ve vicdan ibresinde de en küçük bir sapma olmaz. Bu öyle yüksek bir “Yakîn” mertebesidir ki, bu mertebede seyahat eden ruh, her konakta ayrı bir وَلٰكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْبِي “İsterim ki kalbim itminana ulaşsın.”3 gerçeğine şahit olur ve her menzilde ayrı bir vâridâtla taltif edilir. Dolaştığı her yerde لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ (Hak dostları için) ne bir korku vardır ne de onlar tasalanırlar.”4 nefehâtını duyar. أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ “(Onların üzerine melekler iner ve derler ki:) Korkmayın! Tasalanmayın, size vaad olunan Cennet’le sevinin!”5 bişaretini hisseder, أَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ “Biliniz ki, kalbler ancak Allah’ın zikriyle huzura erer..”6 kevserini zevk eder, tabiat ve cismaniyet üstü yaşar.
İtminan, insanın sebepler üstü ve vasıtalar ötesi bulunmasının unvanıdır. Akıl, tabiatüstü seyahatini bu mertebede noktalar.. ruh, bu noktaya ulaşınca dünya kaygılarından kurtulur.. his, bu sihirli konakta bütün aradıklarını bulur ve damla iken derya olur.
İnsanı bu noktaya götüren belli başlı yollar vardır. Bunların en başında da ilim ve tefekkür gelir.
Dipnotlar
- 3 Bakara sûresi, 2/260.
- 4 Bkz.: Bakara sûresi, 2/62, 112, 262, 274, 277.
- 5 Fussılet sûresi, 41/30.
- 6 Ra’d sûresi, 13/28.