İçeriğe geç

vakti gelmeden böyle bir destek kesilirse insanlar kendilerini gevşekliğe veya ümitsizliğe kaptırabilirler. Bu açıdan topluma yön verme konumunda bulunan kimselerin, temsil ettikleri konumun ağırlığını ve gereklerini bilmeleri ve buna göre bir duruş sergilemeleri önem arz eder.

Önemli Bir Adım: Kenara Çekilme

Kendisine tevdi edilen vazifenin ağırlığının farkında olan bir kişi bulunduğu konumun hakkını veremediğini, kenara çekilmesinin kendisinden daha müsait ve müstait fıtratların önünü açacağını düşünebilir. Temsil ettiği konum ve makamı ehil insanlara bıraktığında yapılan hizmetlerin katlanacağına inanabilir. Bazıları da henüz tavzif edilmeden bu tür mülahazalarla vazifeden uzak durabilir. Kendisinden daha kabiliyetli, daha kudretli kişilerin vazifeyi layıkıyla yapacağını düşünebilir, ehil insan arayışı içine girebilir ve kendi yerine bulduğu insanları teklif edebilir. Tıpkı halifelik teklif edilen Hz. Ömer’in, kendisinden daha layık olduğuna inandığı Hz. Ebû Bekir’in elini tutup ona biat etmesi gibi. Hakperestlikle yapılan bu tür bir davranış en yüksek takdire şayandır.Bazı kimseler de kenara çekilmedikleri takdirde birtakım ihtilaf ve iftirakların yaşanacağından endişe ederler. Birlik ve beraberliğe zarar vermemek için vazifeyi bir başkasına bırakmayı uygun görürler. Bu da makbul bir yaklaşımdır. Tıpkı Ebû Ubeyde İbn Cerrah’ın komutanlığı Amr İbn Âs’a bırakması gibi. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), bazı Arap kabilelerinin üzerine Amr İbn Âs komutasında bir seriyye gönderir. Düşmanın saldırı için büyük bir hazırlık yaptığı anlaşılınca Medine’den yardım istenir ve Allah Resûlü de Ebû Ubeyde komutasında ikinci bir birlik daha gönderir. Bu kuvvetler bir araya geldiğinde orduyu kimin komuta edeceği konusunda bir fikir ayrılığı yaşanır. Çok hasbi bir insan olan Hz. Ebû Ubeyde, komutanlığın kendisine ait olduğunu düşünse de ihtilafı önlemek için vazifeyi Hz. Amr’a bırakır.

166