selef-i sâlihinden razı olsun ki çok önemli, gerekli işler yapmışlardır. Allah yine onlardan razı olsun ki bize de yapacak çok iş bırakmışlardır.” Unutmamak gerekir ki herkes kendi zamanının evladıdır. İnsan zaman üstü bir varlık olmadığı için ona ait düşünceler de belirli bir zaman varlıklarını devam ettirir, daha sonra zamanın tefsirinden geçerek değişikliğe uğrar. Zaman, düşüncelerin bazen desenine bazen şekline bazen nakşına ve bazen de rengine dokunarak onları değiştirir.Allah kelamı ise zaman üstü olduğundan zaman ona tesir edemez. Aynı şekilde Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) beyanıyla açıklığa kavuşturulan hükümlerin de zamanla değişikliğe uğraması söz konusu olamaz. Fakat onun tevil ve tefsire açık yerlerinde yine zaman devreye girer. Nitekim müçtehidin-i izam da fetvalarında bunu nazar-ı itibara (dikkate) almıştır. İşte bu mülahaza ile hareket edilmeli ve günümüzde yapılması gerekli olan çalışmalar için de zaman faktörü mutlaka dikkate alınmalıdır.Bugün bir köy hâline gelen dünyada artık başkalarıyla aynı çatı altında yaşıyoruz. Bunu görmezden gelmemeliyiz. Aynı zamanda bugün insanı meşgul edecek şeyler fazlalaşmış, bunun neticesi olarak da zihinler çok dağılmıştır. Yine bugün, düne nispetle, ilimler çok çeşitlenmiş, dün tek bir ilmî disiplin altında ele alınan meseleler bir çok dala, branşa ayrılmıştır. Her alan kendi uzmanını yetiştirmektedir. Dolayısıyla geçmişte olanın aksine bugün tek bir insanın her konuda söz söylemesi mümkün değildir. Günümüzde meselelerimize çözüm ararken bunları göz ardı etmemeliyiz. Bunun yolu da ferdî olarak hareket etmekten ziyade, ilmî heyetler teşkil etmek suretiyle meselelere daha külli, daha mahruti, her yönünü nazara alarak bakmaktan geçer. Teşkil edilecek heyetler ister tefsir, ister hadis, ister fıkıh, ister kelam, isterse bu ilimlerin usulleriyle alakalı meseleleri yeniden gözden geçirmeli,