İçeriğe geç

ki bir kere onun yörüngesine giren kimse bir daha ondan uzaklaşamaz. Siz kötülükleri iyilikle savabilirseniz hiç ummadığınız kişiler bile size candan dost oluverir. Size zulmedenler, gadredenler bir gün başları önlerinde mahcup bir edayla, utana sıkıla yanınıza gelip sizden özür diler. Siz o zaman da karakterinizin gereğini sergiler, iyilikten ayrılmaz, Hz. Yusuf’un kardeşlerine dediğini dersiniz.100 Bunu zamana emanet etmek gerekir. Bizler iyiliği bir şiar hâline getirir, birleşme ve uzlaşma istikametinde hareket edersek Allah da tevfikini bizden esirgemez, semavi nimetlerini başımızdan aşağıya yağdırır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.İyiliğin kadr u kıymetini bilemeyecek derecede seciyesi bozuk, namert insanlar olabilir. Ama genel anlamda insan, fıtratı gereği, ihsanın (iyiliğin) kölesidir. Bu açıdan herkese, karakterine, konumuna, durduğu yere göre ihsanda bulunmak lazım. İyilik yaptıklarınız sizinle samimi dost olmasalar bile en azından yaptığınız iyiliklerle gayzlarını, kinlerini ve nefretlerini kırmış ve böylece karşınıza çıkacak problemleri azaltmış, yürüdüğünüz güzergâhı emniyet altına almış olursunuz. Birine taş atar, diğeri hakkında olumsuz sözler söyler, öbürüyle ilgili kirli satırlar yazarsanız onlar da karakterlerinin gereğini yaparlar.Doğrusu çok sancılı bir dönemden geçiyoruz. Bu sebeple bizlere işin zoru; kirleri gözyaşlarıyla yıkamak, hiddet ve şiddeti gönül heyecanlarıyla defetmek düşüyor. Zira vazife ve misyonunuz tamir ve ıslah ise zora talipsiniz demektir. Çünkü tahrip çok kolay, tamir ise çok zordur. Bir elbiseyi örmesi günlerinizi alır. Ancak o elbiseyi bir ipliğini çekerek sökebilirsiniz. Bir taşını çekerek bir binayı yıkabilirsiniz. Onu tekrar asli şekline döndürmek ise aylarınızı, bazen yıllarınızı alır.Hâsılı, zaman zaman intikam duygularına bağlı hareket eden, ölçü ve kıstas tanımayan zalim ve müstebitlerin tazyikleri

182