İçeriğe geç

başlaması, Allah için görüşmesi, Allah’ın rızası dairesinde hareket etmesi, yani kısaca bütün işlerini O’nun rıza ve hoşnutluğunu gözeterek yapmasıdır.67 Elimizi dua için her kaldırışımızda Cenab-ı Mevlâ’dan rıza ve ihlas istemeliyiz. Bu konu o kadar önemlidir ki bir kişi akşama kadar hiç durmadan  “Allahumme el-ihlâs ve’rrıdâ” (Allah’ım, Senden ihlas ve rızanı istiyorum) dese yine de azdır. Çünkü bir müminin bütün dünyevi mülahazaları elinin tersiyle bir kenara iterek saf ve dupduru bir kulluk şuuru kazanması yaratılış gayesine matuf en büyük hedeftir. Bu açıdan bakıldığında sadece dünyevi beklentiler değil, kulluktaki zirve olan ibadetlerin uhrevi beklentilere bile bağlanmaması, yalnızca Rabbimizin hoşnutluğunu kazanmak amacıyla yapılması gerekmektedir.Ne var ki böyle bir ufku yakalamanın kolay olmadığı da bilinmelidir. İhlasa musallat olan, onu delik deşik eden ve güve gibi kemiren o kadar çok şey var ki! Beşerî garizeler, rahat ve rehavet duygusu, şöhret arzusu, pespaye hisler, dünyevi çıkarlar bizi ihlas ve samimiyetten uzaklaştırıyor, uhrevilik ve melekûtiliğe açılmamıza mâni oluyor ve bize en büyük mazhariyetleri kaybettiriyor. Dosdoğru bir yola girmiş insanlar bile dikkatli yaşamadıkları takdirde süfli duygular ve cüzi menfaatlerden ötürü zamanla ihlas kırılmaları yaşayabilirler; Allah yolunda yürüdüklerini zannetseler de sukuta (düşüşe) maruz kalabilir, kazanma yolunda kaybedebilirler.Çok iş yapmak, büyük işler çevirmek, büyük çemberler döndürmek marifet değil; asıl marifet, yapılan her şeyi O’nun rızasına bağlayabilmektir. Zira marziyat-ı ilahiyeye (Allah’ın hoşnutluğuna) bağlılıktan daha ulvi bir şey yoktur. Amel ve hizmetlerinizde ihlası yakalayamadığınız takdirde dünyanın rengini değiştirseniz dahi kendinizi kaybedersiniz. Zahiren çok kazanmış gibi görünseniz de Allah katında kaybetmiş talihsizler kategorisine dâhil olursunuz. Başardım zannettiğiniz işler de uzun ömürlü olmaz. Saman alevi gibi gelir, geçer. Bu yüzden yapılan her işte ihlası

107