Kur’ân-ı Kerim, belli bir hedef ve gayeyi tahakkuk ettirmek için duygu, düşünce ve inanç birliğine bağlanmış, kendilerinden bir neslin meydana gelmesi hedeflenmiş ve böylece maddî-mânevî, cismanî ve ruhanî tam bir bütünlük bahis mevzuu olan eşleşmelerde “zevç” ve “zevce” kelimelerini kullanmaktadır. Meselâ Kur’ân, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hanımlarından bahsederken bu kelimeyi zikretmektedir.9 Zira onlar her zaman Allah Resûlü’yle aynı duygu ve düşünceyi paylaşmışlardır.
Bu açıdan denebilir ki, birbirleriyle nikâhlanan kimseler, birbirlerinin kadını veya erkeği olsalar da her zaman birbirlerinin zevç veya zevcesi sayılmazlar. Bu itibarla da insanın bir eşinin olması, onun zevci veya zevcesinin var olduğu mânâsına gelmez. Zira eşinden duygu ve düşüncesini saklayan bir insan, ona karşı yalnız demektir. İşte Hz. Nuh ve Hz. Lut’un eşleri, hakikî mânâda onlara zevce olamamış ve daima “ اِمْرَأَةٌ –salt bir kadın” olarak kalmışlardır.
Gazete ve Gazetecilik Üzerine
Gazete, radyo, televizyon, dergi… vb. vasıtaları kullanarak insanlara faydalı olma yolunda atılan adımların, öncelikle çok sağlam temeller üzerine oturtulması gerekmektedir. Eğer bu mevzuda sağlam esaslar tespit edilemez ve konu sağlam stratejilere bağlanmazsa bunun insanlara faydadan çok zararlı olma ihtimali vardır.