Evet, kendi iradeleriyle kendilerini günahlara salmış, perişan, derbeder ve behîmî hislerinin zebûnu bir nesil, Allah’ın gazabına maruz bir nesildir. Öyleyse her aile reisine düşen ilk vazife, evvelâ seçeceği hayat arkadaşını “müslimât, mü’minât, kânitât, sâdikât, sâbirât, hâşiât, mütesaddıkât, sâimât, hâfizât, zâkirât”tan3 ve “sâlihât”tan4 seçmek olmalıdır. İşte böyle mazbut bir muallime, mürebbiye, hayatta kendisiyle her şeyi dertleşebileceği, paylaşabileceği bir cins-i sâni dünyevî uhrevî mutluluğun en önemli esasıdır.. evet insanın, dünyevî uhrevî duygularını şerh ettiği zaman bu duygularını anlayabilecek kafa ve kalbe sahip bir eşinin olması çok önemlidir. Dolayısıyla, o evde neş’et edecek çocuklar, o muallime ve mürebbiyenin nezareti altında yetişmiş olacaklardır.
3. Keyfiyeti Öne Alma
Adet çokluğunun, diğer bir tabirle kesretin ehemmiyetinin sınırlı bulunduğunu Kur’ân-ı Kerim şöyle tebarüz ettirir: “Andolsun ki Allah, birçok yerde (savaş alanlarında) ve Huneyn savaşında size yardım etmişti. Hani çokluğunuz (başınızı döndürmüş) size kendinizi beğendirmişti ama, hezimete uğramadan kurtulma adına da hiçbir işe yaramamıştı; (öyle ki) yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonunda (bozularak) gerisin geri dönmüştünüz.”5
Huneyn Gazvesi, Allah Resûlü’nün Mekke fethini müteakip gerçekleştirdiği bir gazveydi. İlk planda Müslümanlar Hevazin karşısında, kendileri gibi davranamamışlardır. Kur’ân’ın işaret buyurduğu o gün o kudsiler, Allah’ın inayetlerinin temadisine bakarak: “Bu İslâm ordusunun karşısında kimse duramaz.” diye düşünmüşlerdir. Ancak Hevazin okçularıyla yüz yüze geldiklerinde bir muvakkat sarsıntıdan kurtulamamışlardı. Demek ki kudsîler dahi olsa, böyle düşünenler olabiliyor ve tabiî, adet çokluğunun o kadar önemli olmadığı da ortaya çıkıyor.
Dipnotlar
- 3 Bkz.: Ahzâb sûresi, 33/35.
- 4 Müslim, radâ’ 59; Nesâî, nikâh 15; İbn Mâce, nikâh 5.
- 5 Tevbe sûresi, 9/25.