İçeriğe geç

Bugün ise, yavuz hırsız hesabı, kalkmış kendi iğrenç işlerini, utandırıcı muamelelerini örtmek için İslâm’ı ve onun şanlı Peygamberi’ni (sallallâhu aleyhi ve sellem), Peygamber’in mümtaz Halifelerini ve şanlı Osmanlı Devletini, devlet idarecilerini, müstemlekecilik ve sömürü ile karalamak istiyorlar.

Müslümanlar, tarihin hiçbir devrinde ve dünyanın hiçbir yerinde ne devlet ve millet olarak ne de fert olarak kimseyi sömürmedikleri, kimseyi istismar etmedikleri gibi, hâkim oldukları yerlerde sömürü ve istismara da izin vermediler.

Evet, cihanın dört bir yanında, fetihlerin fetihleri takip ettiği bir dönemde, İslâm devletinin başındaki halife: “Bana Müslüman fertlerin, en fakirinin hayat seviyesinde yaşamak yaraşır.” diyerek günlük birkaç zeytinle hayatını geçirirken1 neyi sömürdüğünü ve kimi istismar ettiğini iddia edeceğiz?..

Bir muharebe esnasında öldürdüğü şahsın eşyası kendisine verilmek istendiğinde, elini gırtlağına götürerek: “Ben gırtlağından bir ok yiyip şehit olmak için bu muharebeye iştirak ettim; ganimet için değil!” diyen gözü ötelere uyanmış birisi neyi sömürüyordu?

Bir başka karşılaşmada, Müslümanlara ciddî zarar veren kâfirlerin ileri gelenlerinden birisini öldürüp yoluna devam eden bir Müslüman, maktûlün ganimeti başında İslâm ordusu komutanının Allah adına and verdirerek çağırmasına karşılık, komutanın yanına gelmeye mecbur olur ve yüzü peçeli muhariple komutan arasında şu konuşma cereyan eder:

– Allah için bunu sen mi öldürdün?

– Evet.

– Öyleyse al şu bin dinarı.

– Ben bu işi Allah için yapmıştım.

– Senin ismin ne?

– Ne yapacaksın ismimi? Yoksa âleme duyurup da sevabımı zayi etmek mi istiyorsun?..

86