İçeriğe geç

Velinin kalbine ilham geliyor, âdeta onun içine fısıldanıyor. Bu da değişik stilde bir konuşma. Morsla konuşma gibi bir şey… Morsta nasıl “di..di..dit; dâ..dâ..dit” = – …, —., denir; operatör hemen maksadı anlar. Öyle de, bir kısım şeyler velinin kalbine dikte edilir, veli de onlardan bir kısım mânâlar çıkarır. Meselâ, veli: “Şu anda falan oğlu falan kapının önüne geldi.” der, açarlar kapıyı, bakarlar o adam karşılarında… Bu da ayrı bir konuşmadır.

Bir de telepati var… Şimdinin ilim adamları, bir gün o yolla muhabereleşmeyi hesaplıyorlar. Bu da ayrı bir konuşma şeklidir. Kalbin kalbe teveccühü, insanların birbiriyle içten muhabereleşmesi. Bu da bir başka beyan.

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, Allah (celle celâluhu) “lâ yuad velâ yuhsâ” (sayısız, pek çok‎) konuşma stilleri yaratmış.

Şimdi gelelim meselemize. Allah (celle celâluhu) bize “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” buyurdu; ama, bunu hangi konuşma stilinde söyledi, bilemiyoruz. Şayet, velinin kalbine dikte edilen mors alfabesi gibi bir tarzla bildirmişse bunu, herhâlde kulaklarımızla duyacağımız bir sesle beklememiz doğru olmaz. Bu bir ilham ise, vahiy değildir. Vahiy ise, ilham değildir. Ruha bir konuşma ise, cesede bir konuşma değildir. Cesede bir hitap ise ruha hitap nev’inden değildir…

81