İçeriğe geç

İbrahim Hakkı Hazretleri’nin, madde ve ruh için ayrı ayrı ele aldığı varlık gerçeğinin istihalesini (gelişmesini) anlatan ifadelerini, kendinden yaklaşık yarım asır sonra ortaya atılan Lamarck ve Darvin’in biyolojik evrimiyle aynı görmek, zannediyorum o büyük velinin ruhunu rencide edecektir. Bu gerçeğe rağmen, –(Allah taksiratlarını affetsin)– başta Cemaleddin Server Revnakoğlu olmak üzere, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu ve Erzurumlu meşhur Cevat Dursunoğlu, onun nokta-i nazarının biyolojik tekâmül yönünde olduğunu iddia edebilmişlerdir.

Yukarıda kısmen temas edilen birtakım farklı görüşlere rağmen, Darvin’den önce biyolojik mânâda evrimden söz eden, transformizm (dönüşümcülük) teorisiyle sadece Lamarck olmuştur. O, içinde teorisini anlattığı Zooloji Felsefesi’ni Darvin’in doğduğu yıl neşretti (1809). Bu kitap, Darvin tam kitap okuyabilecek yaşa geldiği zaman meşhur oldu.

Darvin’i, o ünlü teorisini ortaya atmaya sevk eden üç önemli tesirden bahsedilebilir. Bunlardan birincisi, papaz Malthus’tur. İngiltere’de fakirliğin hüküm sürdüğü bir dönemde nüfusu ve nüfus artışını fakirliğin sebeplerinden biri olarak gören ve o dönemde İngiltere’de uygulanmakta olup, fakirlere devlet kesesinden yardımı öngören kanuna karşı çıkan Malthus, Nüfus Üzerine Bir Deneme (1798) adlı kitabında, yeryüzünde nüfusun hendesî (geometrik-katlanarak) arttığını, buna karşılık, beslenme sahalarının darlığını, gıda maddelerinin gittikçe azaldığını ve eğer âfetler, seller, felâketler, salgın hastalıklar da olmasa, artan nüfusun beslenemeyeceğini ileri sürdü. Malthus, böyle bir iddia ile, fakirler kanununun kaldırılmasını teklif ediyordu. Darvin, tamamen ekonomik endişelerle ileri sürülen böyle bir iddiadan kendine göre ilmî neticeler çıkarmaya durdu ve ileride göreceğimiz üzere, bundan natürel seleksiyonu (ıstıfâ-i tabiî: tabiî ayıklanma) istinbat etti.

11