Meselâ: Istifa-i tabiiyle bundan 300-400.000.000 yıl önce silinip gittiği iddia edilen Neoplina, 70.000.000 yıl önce yaşadığı kabul edilen Coelacanth, 565.000.000 yıl önce yaşamış olduğu söylenen Crinoid, 225.000.000 yıl önce yaşadığına hükmedilen Limulus, 2.000.000.000 yaşındaki Gunt-Flint bitki fosilleri ve daha yüzlercenin... halâ hayatlarını sürdürüp, günümüzdekilerle tıpatıp aynı olması, evrimin yerde ve gökte yerinin olmadığını ilân eden şahitlerdir. Bunu bir kısım mutedil evrimciler de itiraf ederek; balıklar, sürüngenler ve memeliler gibi büyük hayvan gruplarının dünya yüzünde asıl şekil ve hüviyetleriyle birden beliriverdiklerini söylemekten çekinmemektedirler.
Kısaca, evrimde sık sık başvurulan adaptasyon gibi natürel seleksiyon (ıstifa-i tabii) da, zayıf, tutarsız, karanlık bir faraziyeden başka bir şey değildir. İlmî müşahedeler, evrimci düşüncenin zannettiği gibi, ne muhit ve iklimin güçsüzleri zorlayıp nev’in sınırları dışına atmasını, ne de kuvvetlinin bütün bütün hayat hakkını ele geçirip zayıfları iflah etmemesini doğrulamıştır. Dolayısıyla, varlığın sînesinde duyulan, sadece güçlünün hay-huyu ve güçsüzlerin ölüm iniltileri değildir. İnsanlık tarihinde böylesi manzaralara zaman zaman rastlansa da, çok defa hakkın hakimiyetiyle, kuvvetli ve zenginlerden zayıf ve fakirlere şefkat ve merhamet, zayıf ve fakirlerden kuvvetli ve zenginlere teşekkür gitmiş ve tarihin çizgisi bugünlere gelip ulaşabilmiştir.