İçeriğe geç

Bu bakımdan, ezel ve ebed, zamansızlık demek olduğundan, bir bakıma aynı noktada birleşirler. Bu özelliklerin hiçbiri maddede yoktur. Madde değişkendir; termodinamik kanununun da ortaya koyduğu üzere, bir gün tesirini bütün bütün kaybedecek olan enerjiden ayrı düşünülemez. Ayrıca, her türlü terkibe açıktır. Bütün bunlardan farklı olarak, zaman ve mekân kaydı altındadır. Buna karşılık, Kelâm âlimleri, Cenâb-ı Allah hakkında, مَا ثَبَتَ قَدَمُهُ اِمْتَنَعَ عَدَمُهُ“Bir şeyin kıdemi, yani ezeliyeti sabit ise, onun yok olması mümkün değildir.”1 demekle, maddenin asla varlığa menşe’ olamayacağını ortaya koymuş olmakta, hem de, varlığın kendisine dayandırılabileceği Zât’ın, zâtî hususiyetini ifade etmiş olmaktadırlar.

Mekân, küçük ölçekte atomlardan, büyük ölçekte ise güneşlerden mürekkeptir. Bu güneşlerden sadece biri olan bizim güneşimizde, saniyede 564 milyon ton hidrojen helyuma dönüşmekte ve bunun neticesinde etrafa milyonlarca kalorilik ısı ve ışık olarak enerji yayılmaktadır. Bütün Güneş sistemine yayılan bu enerjinin bir kısmı da küremize gelmektedir. Kâinat, bu türlü güneşlerden müteşekkildir. Bizim güneşimiz, bir gün tükenme noktasına ulaşacak, anilmerkez (merkezkaç) bir hareketle çok korkunç infilaklar, ardından ilelmerkez (merkezçek) bir hareketle büzülme ve kasılmalar meydana gelecek ve artık etrafındaki meyveleri barındıramayacak, dolayısıyla bir kıyamet koparacaktır.

63