İçeriğe geç

Önce hemen hatırlatmak gerekiyor ki, evrimciler, farkında olarak veya olmayarak nâmütenâhî bir mekân tasavvuru içindedirler. Çünkü maddeye ezeliyet vermek ve evrimi bu ezeliyet içinde başlangıcı belli olmayan bir zamana götürmek, zaman ve mekân ayrı düşünülemeyeceği için, mekâna sonsuzluk vermek demektir. Zaman, itibarî (nominal) bir varlığa sahiptir; onu eşya ve hâdiselerin bir buudu yapan mekândır. Mekân olmadan zamana vücud verilemez. Mekân dediğimiz şey ise, atomlar âleminden, madde âleminden ibarettir. Dolayısıyla, maddenin ezelî olmadığı ispat edildiğinde, mekânın da zamanın da ezelî olmadığı ortaya çıkacak ve ezeliyeti bulunmayan bir şeyin yaratıcı ve kendi kendine de var olamayacağı kendiliğinden anlaşılacaktır.

Artık çoklarınca bilinir hâle gelmiş bulunan termodinamiğin ikinci kanunu, maddenin ezeliyetini nefyetmektedir. Termodinamiğin birinci kanunu, enerjinin korunması, ikinci kanunu ise, meşhur Carnot kanunudur. Buna göre, ısı merkezlerindeki ısı, etrafa sıcaklık neşrede ede bir gün tükenecektir. Işık kaynakları, enerji kaynakları, çevrelerine ışık ve enerji vere vere bir gün kâinatta enerji müsavi hâle gelecektir ki, bu da, enerjinin yok olması demek değilse de, hayat noktasında ölümü, artı-eksinin yok olması demektir. Carnot, bu kanunu, evinde kaynattığı su ve sobasının sıcaklığından edindiği tecrübelerine dayanarak ortaya koymuştur. Onun bu tecrübeleri daha sonra geliştirilmiş ve büyük ilim adamları tarafından bir sisteme bağlanmış olup, bugün kanun adı altında okutulup, öğretilmektedir.

61