İçeriğe geç

Allah’ın varlığına, birliğine emare ve delillerden birisi de hayvanlardır. Allah (celle celâluhu), içtiğimiz hâlis ve tam gıda olan sütü, hayvanların içinde kan ve fışkı (arasın)dan hâsıl etmektedir. Artık ilmen sabittir ki, canlının yediği gıda, midede ve bağırsaklarda sindirilir. Atılacak artık madde bağırsaklarda kalır; sindirimle hâsıl olan kan ise bir kısım guddeler tarafından emilir ve kan damarlarına sevk edilir. İlk tasfiye böyle yapılır. Bunun ardından, süt guddelerine gelen kanın bir kısmı bu guddelerdeki hücrelere besin, bir kısmı da memeler musluğunda süt hâline gelir. Modern ilim, hayvanın yediklerinin süt hâline gelebilmesi için, onun midede sindirilmesini müteakip önce fışkıdan, pislikten ayrıldığını ve sonra da kandan ayrıldığını söylüyor. Kur’ân’da, مِنْ بَيْنِ فَرْثٍ وَدَمٍ لَبَنًا خَالِصًا ifadesiyle, “Kan ve fışkı arasında iki tasfiyeye tâbi tutularak, meme musluklarında süt hâline gelir.”2 buyuruyor. Bunu, 14 asır öncesinde Kur’ân’la haber veren Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) şahsen bilmesi, şüphesiz mümkün değildi. Bunu O’na, Kur’ân vasıtasıyla öğreten Allah’tı.

2- فَمَنْ يُرِدِ اللّٰهُ أَنْ يَهدِيَهُ يَشْرَحْ صَدْرَهُ لِلإِسْلَامِ وَمَنْ يُرِدْ أَنْ يُضِلَّهُ يَجْعَلْ صَدْرَهُ ضَيِّقًا حَرَجًا كَأَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِي السَّمَۤاءِ كَذٰلِكَ يَجْعَلُ اللّٰهُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ“Hâsılı, Allah kimi doğru yola koymak isterse, onun kalbini İslâm’a açar; kimi de saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki o kişi göğe yükseliyormuşçasına dar ve tıkanık yapar. İşte Allah, bu şekilde imana gelmeyenlere rüsvaylık verir.”3

101