İçeriğe geç

Bu rivayetlerde de açıkça görüldüğü gibi, Âdem (aleyhisselâm) bir canlının devamı olarak meydana gelmiyor; aksine, kendisi bir başlangıç olarak yaratılıyor. Hayat kendisine nefhedilince aksırıyor; aksırınca “El-hamdülillâhi Rabbilâlemin!” diyor. Demek o dakikaya kadar teneffüs edilmiş bir hava, konuşulmuş bir söz, hitap edilmiş bir muhatap olmadığı gibi, tabiatıyla insan ve insanlık namına canlı bir ceset de yoktu. İnsanlık adına her şey, Hz. Âdem’le başladı.

6. Ahmed İbn Hanbel, Ebû Hüreyre’den şu hadisi nakleder: “İnsanlar, Cennet’e Hz. Âdem’in yaratıldığı şekilde girecekler. O, çıplak, kılsız, genç, beyaz tenli, dalgalı, sürmeli gözlü ve boyu 60 zira, eni ve sırtı da 7 ziradır.”41

“Zira”, bir insanın parmak uçlarından dirseğine kadar olan mesafedir. Hz. Âdem, işte bu ölçü ile 60 zira boyunda ve sırt itibarıyla 7 zira enindeydi.

Kitab-ı Mukaddes’te yaratılış

Ve iki cümle hâlinde Tevrat’ın Tekvin babından arz edeyim: “Rab Allah, yerin toprağından adamı yarattı ve onun burnuna hayat nefesini üfledi ve adam yaşayan bir canlı oldu.”42 Havva’nın yaratılışı da şöyle anlatılır: “Adamın yalnız olması iyi değildir; kendisine uygun bir yardımcı yapacağım…. Ve Rab Allah, adamın üzerine derin bir uyku getirdi ve o uyudu; ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini etle kapadı; ve Rab Allah, adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı, ve onu adama getirdi.”43

Evet, Kur’ân gibi, Kitab-ı Mukaddes ve diğer bütün ilâhî kitaplar da, ilk insanın bizzat Allah tarafından ve yerin elementlerinden yaratıldığını belirtir ve bütün din mensupları, buna böyle inanırlar. Yani Darvinizm’in iddia ettiği gibi, bir evrim söz konusu değildir ve insan, evrimleşerek bugünkü şeklini almamıştır.

118