Vâkıa, Efendimiz’in belli bir sûreti ve şemaili vardır. Allah Resûlü, orta boyludur.. iri kemiklidir.. parmakları kalındır.. âdeta bir pehlivan tipindedir.. göbekli değildir.. göğsüyle karnı aynı hizadadır.. alnı gayet geniştir.. burnunda tatlı bir kavis vardır.. yüz hatlarıyla fevkalâde sevimlidir.. dişleri inci gibidir ve hiç dökülmemiştir.. dudakları lâl ü güher gibi bir parlaklık içindedir…3 İşte İmam Rabbânî, Allah Resûlü’nün bu şekilde şemailine uygun olarak görülmesi gerektiğini ifade etmiştir. Ancak cumhur, bir kimsenin Efendimiz diyerek rüyasında gördüğü kişinin Allah Resûlü olduğunu söyleyegelmişlerdir.4 Zira bizzat Efendimiz, “Şeytan benim suretime giremez.” buyurmuştur.
Allah Resûlü’nün rüyalarda farklı suretlerde görülmesi meselesine gelince, herkes O’nu rüyasında biraz mir’ât-ı ruhuna göre, biraz da altında kaldığı hâdiselerin tesirine göre görür. Kiminin mir’ât-ı kalbi dev aynası gibidir, o ona göre görür. Kimisininki mukavves bir ayna gibidir, o da ona göre müşâhede eder. Bunları bir ölçüde mir’ât-ı ruh belirler. Kimisinin kalbi dupdurudur, berraktır, orası apaçık bir visal koyudur; o, böyle dupduru bir keyfiyetle görür. Kimisi de bir kısım is ve pas içindedir, böyleleri için de bu tür isler, görmeyi bulandırır.
Tekrar soruya dönecek olursak, Efendimiz’i rüyada gören değil, Saadet Asrı’nda hakikaten gören kişi sahabi olur. En makbul sahabi tarifini yapan İbn Hacer, sahabiyi şu ifadelerle tanımlamıştır: Sahabi, Efendimiz’i gören, kurb-u huzura müşerref olan, sohbet-i nebeviden az dahi olsa istifade edip Müslüman olarak vefat eden kimsedir.5
Devr-i Risaletpenâhîyi idrak edip Müslüman olduğu hâlde Efendimiz’i görmeden şehit olmuş bazı kimseler vardır ki, ashab-ı kiram onları sahabi saymamışlardır. Bu sebeple sahabi olabilmek için Allah Resûlü’nü bizzat görmek şarttır.
Dipnotlar
- 3 Bkz.: et-Tirmizî, eş-Şemâil s.32-35
- 4 Bkz.: Tirmizî, menâkıb 8; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 6/328.
- 5 İbn Hacer, el-İsâbe 1/7.