Ey bizleri varlığa erdiren ve var olmadaki sonsuz zevki gönüllerimize duyuran Güzeller Güzeli Yüce Yaratıcı! Bu koskoca kâinatları bir kitap gibi önümüze seren Sen; onun esrarını vicdanlarımıza duyuran Sen ve vicdanlarımızı lâhûtî esrarının mevcelenip geldiği iklime bir sahil yapan da yine Sensin! Sen bizleri var etmeseydin, bizler var olamazdık. Bu muhteşem kâinatları bir kitap gibi önümüze açıp, yüce teşrifatçı ve tarif edicilerinle anlatıp şerhetmeseydin, Seni bilemeyen, gönlünün enginliklerine eremeyen cahiller gürûhu olarak yıkılıp gidecektik. Lütfedip de kâmetlerimize göre kendini bize anlatmasaydın, haricî dünyalar ile vicdanlarımız arasında irtibatlar temin ederek, Zât-ı Ulûhiyetin adına bildiğimiz ve bileceğimiz şeyleri tutup yakalayacak, şekillendirip istikamet verecek ve ilmi ilim, mârifeti mârifet yapan o ilk tasdik ediciyi ruhumuza yerleştirmeseydin, nereden bunları ve Seni bilecek ve yoluna hayranlık duyacaktık!?..
Bizler, Senin kapının boynu tasmalı kulları, vicdanlarımıza aksedip duran parıltılar da, Senin varlığının ziyasıdır. Biz neye maliksek, Senin vergin, Senin atândır. Bunu bir kere daha ilân ediyor, kapının azat kabul etmez kulları olduğumuzu itirafla ahd ü peymânımızı yenilemek istiyoruz.