Eşyanın çehresinde görülen şeyler objektif de değildir. Yani, herkes aynı şeyi görmez. Meselâ, yukarıda arz edilen misalde, bir ağaçta biyolog farklı şeyi görür, fizikçi farklı şeyi görür, marangoz daha farklı bir şeyi… Ayrıca, bunlar kendi içlerinde de derinliklerine göre farklı sınıflara ayrılırlar. Bu durum, görülen şeyin yanlışlığını veya tutarsızlığını göstermez. Bakanların farklılığı böyle bir farklılığa sebebiyet verir. Fakat çevrelerine basiretle bakanlar, Cenâb-ı Hakk’ın tecellîlerini daima müşâhede edebileceklerdir.
Işığınla aydın her yan
Şaşkınlar arıyor burhan,
Tecellîn her yerde ayân
Rabbim, Sana döndüm yüzüm!
Âlem kitap, eşya kapak
Otlar, ağaçlar ve toprak,
Seni söyler yaprak yaprak,
Rabbim, Sana döndüm yüzüm!
Bakmak ve Görmek
Eşyanın mülk ciheti (fizîkî yönü) adına bugün görebildiğimiz miktarın binde dört olduğunu söylüyorlar. Geleceğin ilim dünyasında bunun milyonda dörde ve daha azına düşeceğini göreceğiz. Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin tecellîsini görme hususunda çok darlık yaşıyoruz. Nasıl üç boyutlu resimlere ısrarlı ve farklı bir açıdan bakma neticesinde kareler şekilleniyor; mânâlı ve bütün bir resim görüyoruz. Aynen öyle de, eşyanın fizik ve metafizik, madde ile mânâ buutlarını beraberce ele alarak ısrarla ve farklı açılardan bakmasını becerebilirsek, mülk ciheti yanında melekût ciheti (fizikötesi yönü) de üç, dört, beş, altı boyutuyla bizim müşâhedemize açılabilir ve eşyanın hakikî yüzünü görmeye başlayabiliriz.
İnançsızlık Her Devirde Aynıdır