“Allah’ın kulu ve kölesiyim.” diyen birinin düşmanlara karşı göstereceği zillet Efendimiz aleyhissalâtü vesselâma raci olur. Halbuki mü’minin O’na olan intisabı O’nun başını her daim dik tutmasını gerektirir. Dolayısıyla diyalog adına girilen süreçte de Müslümanlar tavırlarını izzet-i İslâmiyye’den taviz vermeyecek şekilde ayarlama zorundadırlar. “Evet, bizlerin her zaman küfür düşüncesine karşı dimdik olmamız lazım. Sırtımızda taşıdığımız Müslümanlığımızdan utanmamamız lazım. Ne tarz-ı telebbüsümüzden, ne selef-i salihinin yürüdüğü caddede yürümekten utanmamalıyız. Fakat bana öyle geliyor ki bizler daha ziyade mü’minlere karşı aziz, kafirlere karşı zelil davranıyoruz. Özellikle azıcık okumasını-yazmasını-konuşmasını bilen insanlar başkalarına tepeden bakmaya başlıyor. Çok büyük şeyler keşfetmiş gibi âlemi hor ve hakir görüyorlar. Kendisini Gazzâlî’ye, Şah-ı Geylanî’ye eşit görmeye başlıyor. Büyük insan görmemişliğin getirdiği boşluk bu. İnanıyorum onlardan birkaçını görseydik, Allah’la münasebetlerinde nasıl tavır takındıklarına şahit olsaydık utancımızdan yerin dibine geçerdik.”
İşte bu kadar. Gerisi sizinle sohbet sahibi arasındaki gönül buluşmasına kalmış… Bereketli okumalar dilerim…