İçeriğe geç

İşte, ruha kendi gücünü kazandıracağım derken, Allah’ın rızasını gözetmeyenler ve kendilerine müsaade edildiği yolda ve izin verildiği şekilde yürümeyenler, yolda kalır ve ruhlarından da olurlar. Bu konuda acı ve ibret dolu örnekler vardır. Bunlar metafizikle alâkalı güçlerini ortaya koymak için ruhî tecrübelere girerler. Fakat başlangıç noktaları, yürüdükleri yol ve hedefleri Cenâb-ı Allah’ın rıza ve iznine uygun olmadığından zamanla şirazeden çıkarlar. Şeytanlar onlara birkaç tane doğru haber söyler. Meselâ “Bugün Türkiye’den şunlar gelecek.” der. Sonra bir haber daha… Bir tane daha… “Ganj Nehri’nin suyu bir metre kadar çekilecek, gidin bakın!” derler. Bakarlar ki, gerçekten nehrin suyu çekiliyor. “Bugün orada şu kadar insan yakılıp külü savrulacak!” derler, doğru çıkar. Beş on defa böyle yapıp bir gün de gelir derler ki, “Biliyor musun, sen müceddidsin!…” Aradan bir süre geçer, birkaç tane daha doğru haber söylerler ve sonra “Sen öyle normal, sıradan bir müceddid değilsin, Mehdî’sin.” derler. Bir zaman sonra da “Sen Mesîh-i mev’udsun” sözüyle onu beklenilen kurtarıcı olduğuna inandırır ve hulûl sapıklığına kadar uzanan bu çirkin yolda baş aşağı getirirler.

Görüldüğü gibi onlar da aynı anahtarı, aynı şifreyi bulup kullanıyorlar. Aynı şifreli kapıyı açıp giriyorlar. Giriyorlar; ama mülk sahibinin iznini almadıkları ve ancak onun müsaade ettiği şekilde davranmadıkları için bir hırsız muamelesi görüyorlar. Ve istirâk-ı sem’in cezası olarak maksadın aksiyle tokat yiyor, ebedî hasârete düşüyorlar. Tarih ve günümüz, İslâm’ın ubûdiyet anlayışından mahrum kaldığından istidraçlara aldanmış, değişik sistemlerin kurbanı olmuş ve şirazeden çıkmış binlerce insana şahitlik etmiştir, etmektedir.

28