İçeriğe geç

Ne kadar ibadet yaparsa yapsın, ne kadar evrâd ü ezkârda bulunursa bulunsun “Senin Zâtını senâ ettiğin (övdüğün, methettiğin) ölçüde Seni senâ etmeye gücüm yetmez.” felsefesine bağlı vazifesini eda edemediği, iyi bir kul olamadığı gibi bir duygu içinde varsa, yani yaptığı her şeyi azımsıyorsa bu kişi Allah’ın epey bir lütfuna mazhar demektir. Meselâ, günde bin tane salât u selâm okur da sonunda der ki; “Ya Resûlallah! Senin kadr u kıymetine göre salât ü selâm okuyamadım.” İnsan, günde bin defa, meselâ Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke’nin fethi sırasında tekbir getirip Allah’a hamd ü senâ ettikten sonra söylediği, لَا إِلٰهَ إلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ صَدَقَ وَعْدَهُ وَنَصَرَ عَبْدَهُ وَهَزَمَ الْأَحْزَابَ وَحْدَهُ“Allah’tan başka ilâh yoktur, sadece O vardır. Ordusunu aziz etti, kuluna yardım etti, düşmanlarını tek başına mağlup etti.”4 sözlerini tekrar ediyorsa; sonunda da “Bu olmadı. Rabbim karşısında bununla yetinmem çok küçük kalır, çok ayıp olur.” لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِـــكَ5 diye gönlünden geçirebiliyorsa bu bir mazhariyettir.

Yaptığı ile iktifa eden mü’mindir, inanıyordur, ibadet ü taatindedir; ama bu ölçüde mazhariyete ulaşamamış demektir. Yani, günde bin rekât namaz kılsa da “Hayır, Rabbime karşı borcumu kat’iyen ödeyemedim!” demek “Ona karşı şükran borcumu eda edemedim!” mülâhazasına girmek mevhibe üstü bir mevhibedir. Onun için mükemmelini anlatma sadedinde hadis olarak da rivayet edilir:

مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ يَا مَعْرُوفُ“Ey bütün mahlûkat tarafından bilinen Rabbim, Seni bilinmesi gereken ölçüde bilip tanıyamadık!”,6

مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ يَا مَعْبُودُ“Ey yalnızca kendisine ibadet edilen Allahım, Sana hakkıyla kulluk edemedik!”,7

48