Hazreti Pîr’in “İhlâs” ve “Uhuvvet” risalelerinde verdiği ölçülerin birçoğu bu istikamette serdedilmiş altın ölçülerdir. Onlara riayet edilmesi, bu tür kaymaların önüne geçme adına çok önemlidir. Mesela o, bir yerde, tâbiiyetin, sebeb-i mesuliyet ve hatar olan metbuiyete tercih edilmesi gerektiğini ifade eder.48 Yani insan, liyakatli birine tâbi olmayı, başkalarının kendisine tâbi olmasına tercih etmelidir; zira bu, sorumluluk, tehlike ve risk içerir. Diyelim ki bir yerde cemaatle namaz kılınacak. İnsan, orada hemen imamlığa talip olmamalı, iki adım geriye çekilmeli ve kendisiyle aynı kıbleye teveccüh eden bir başkasına tâbi olmasını bilmelidir. Hatta birileri tarafından layık görülüp kendisine teklif edilmesi hâricinde müezzinliğe bile talip olmamalı, bunu bir başkasına havale etmelidir. Namaz kıldırma, bir yerde konuşma yapma gibi toplum hayatında insanı görünür kılan hususlarda böyle bir hassasiyet gösterilirse, zamanla bu ahlâk insanların gönlüne yerleşir, onların tabiatına mal olur. Kendini geriye çekmeyi tabiatının bir derinliği hâline getirebilenler, idari bir vazife aldığında tiranlık derdine düşmez, despotça tavırlara girmezler.