İçeriğe geç

Esasen hadisin devamında yer alan şu ifadeler de mü’minlere Allah’a yaklaşmanın, vilâyeti elde etmenin ve aynı zamanda kendilerine düşmanlık yapan insanların şerrinden korunmanın yolunu göstermektedir: “Kulum, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli hiçbir şey ile Benim kurbiyetime mazhar olamaz. Bir de kulum nafileler ile Bana yaklaşır ha yaklaşır ve nihayet öyle bir hâle gelir ki artık Ben onu severim. Onu sevince de, onun işiten kulağı, gören gözü, tutup yakalayan eli olur ve onu hep doğruya yürütürüm. Böylesi bir kul Benden bir şey isterse istediğini muhakkak ona veririm. Bana sığınırsa onu hıfz ve sıyanetim altına alırım.”

Hâsılı, şayet mü’minler bu konularda kendilerine düşeni yapıyor, Allah’a sağlam bir kulluk ortaya koyabiliyor ve O’na dost olmanın gereklerini yerine getirebiliyorlarsa, Cenâb-ı Hak da er veya geç onlara düşmanlık yapanların haklarından gelecektir. Zira tarih, bunun misalleriyle doludur. Hatta kâmil mü’minler, başlarından geçen hâdiseleri dikkatli bir nazarla süzecek olsalar, hiç kimsenin başıboş bırakılmadığını ve onlara kötülük yapan bazı kimselerin nasıl cezalandırıldıklarını ayan beyan müşahede edebilirler.

75 Bkz.: Buhârî, rikâk 38; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 6/256.

76 Yûnus sûresi, 10/62.

77 A’râf sûresi, 7/196.

78 Bakara sûresi, 2/257.

79 Buhârî, tefsîru sûre (11) 5; Müslim, birr 61.

80 Hûd sûresi, 11/102.

81 Âl-i İmrân sûresi, 3/128.

82 Fâtır sûresi, 35/16; İbrahim sûresi, 14/19.

83 Yûsuf sûresi, 12/86.

84 İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-kübrâ 1/211-212; İbn Hişâm, es-Sîratü’n-nebeviyye 2/266-269; İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-nihâye 3/136. Hâdisenin bazı kısımları için bkz.: Buhârî, bed’ü’l-halk 7; Müslim, cihâd 111.

120