İçeriğe geç

Yine her millette ortaya çıkan lider, kendine has bir kısım değişik anlayış ve görüşlerle ortaya çıkar; bunlarla tanınır ve taraftarlarını bunlarla arkasından sürükler. Keza, dinî anlayış ve düşünce tarzı açısından da öyle müstesna fıtratlar ortaya çıkar ki, farklı mülâhazalarla ve devrin anlayışına göre oldukça farklı şeyler anlatırlar. Kaldı ki Efendimiz, her asırda bir müceddidin geleceğini beyan buyurmamış mıdır?1 İmam Gazzâlî, İmam Rabbânî, Bediüzzaman, Hasan el-Bennâ ve daha niceleri…

Ve yine insan için mükâfatın büyüklüğü ve parlaklığı nispetinde sa’y ve gayrette bulunmaktan ve hayırlarda yarışmaktan daha tabiî ne olabilir? Kim savaşta sancağı taşımak veya altın madalyaya talip olmak istemez? Öyleyse, meşrebler ve düşünceler farklılık gösterebilecektir. Bunun önüne geçmek, fıtratın, tabiatın ve tarihî gerçeklerin önüne geçmek demektir.

Asıl mesele, hak ve hakikatin cidarlarının zorlanmaması, örselenmemesi, düşünce ve metot farklılıklarının usûle, yani esaslara varıp dayanmaması, maksat ve gayede sapmaların olmaması ve hak vesile ve vasıtalardan vazgeçilip, bâtıl vesilelere sapılmamasıdır. Yoksa bir Hak dostunun nurlu beyanları içinde, Allah’a giden yollar, mahlukların solukları sayısıncadır. Karşınızda yüz ayrı ressam, değişik buudlarda, farklı kalem ve boyalarla yüz ayrı bahar tablosu çizer; her tablo, ressamının bakış, duyuş ve değerlendirişini yansıtır ama neticede hepsinin çizip anlattığı bahardır. O bahar da, Allah Resûlü ve ashabının çizdiği kudsî daire içindedir.

3. Meşrebler arasında temel meselelerde ve usûlde farklılık yoktur

224