Maddî sıkıntı içinde olduğum bir başka gün, üç-beş arkadaşla yine yanına gittik ve elini öpüp oturduk; tabiî hâlimi arz edemedim. Yanında ağniyadan bazı kimseler vardı. Ve şöyle dedi: “Ben şimdi bu talebeme, okuduğu Arapça kitaplardan bazı sorular soracağım; eğer bilirse, hepiniz ona 10’ar lira para vereceksiniz.” Hâdise 1953’te oluyor. O gün, okumakta olduğum Molla Câmi’nin baş tarafından hep en iyi bildiğim yerleri sordu. Maddî sıkıntı içinde bulunduğum bir sırada en iyi bildiğim yerleri sorması, bende kanaat-i kat’iye hâsıl etti ki, nasıl biz bir kâğıt üzerindeki yazıları okuyorsak, veliler de kalbde mânâ olarak tütüp duran şeyleri öyle okuyorlar. Şimdi bunları madde ile izah etmenin imkânı var mı?
Bazen olur, bir kese kâğıdıyla incir getirilir.. ne incirlerin sayısını bilir, ne de yanında oturanların. “Herkese üçer tane dağıtın.” denir ve dağıttığınızda bakarsınız ki, tam denk gelmiş. Dörder tane dağıtsanız olmaz. Yine, “Şurada bulunan bardakları getir, herkese birer bardak çay ver.” der; bardakları getirir, çayı dağıtırsınız; bir de görürsünüz ki, herkese bir bardak çay düşmüştür.
Bu tür hâdiseler bir tane olsa, “rastlantıdır” dersiniz ama bir mecliste belki elli defa cereyan ediyorsa, artık ona “tevafuk – Hak tarafından rast getirilmiş.” demek icap eder. Kurbiyet-i ilâhiyeye mazhar olan kişilerin –kudsî hadisin ifadesiyle– “Cenâb-ı Hak gören gözü, işiten kulağı ve tutan eli olur.”1 Bu bir mazhariyet meselesi ve bir ihsan-ı ilâhîdir.
6. Medyumluk ve yogilik, madde ötesi ruhî tecrübelerdir
Dipnotlar
- 1 Bkz.: Buhârî, rikak 38; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 6/256.