İnsan, ihlâsa çok talip olmalı, ancak, o hususta nereye ulaşırsa ulaşsın henüz onun öşrüne ulaşamadığı mülâhazasıyla yaşamalı ve çok korkmalı. Zira, azıcık “Bir şey oldum” hissine kapılma insana her şeyi kaybettirir.
İçinde Duyma
İnsanın hak ve hakikati içinde tam duyması demek, bir macun hâlinde onu acziyle, fakrıyla, zaafıyla, ihtiyacıyla duyması demektir.
İşe Yarayan Günah
İnsan, günahlarının üzerinden elli sene geçse de bir türlü unutamıyor ve onun hicabını üzerinden atamıyorsa o günah ona çok zarar veremez. Hakikî mü’min, işlediği bir günah için ömür boyu gözyaşı dökse bile “Keffaret adına gerekli mesafeyi katedemedim.” diyen insandır. Çok iyi iman etse, çok iyi tevbe etse, pek çok hizmette bulunsa da bir insan için yaptığı günahları unutma kadar büyük bir tali’sizlik ve gaflet bilemiyorum. Mü’min, her zaman “Kulluk adına şunları şunları yaptım, acaba daha ne yapabilirim” diye düşünmeli, ölüm, kapısına geldiği zaman “Keşke şunu da yapsaydım” diyecek bir durumda olmamalıdır.
Kadir Gecesi
Mü’min, her geceyi, her günü, Cenâb-ı Hakk’ın maiyetine ermiş bir ihsan şuuruyla çok iyi değerlendirmeli. Aslında mübarek günler ve geceler de bu tür insanlar için bir şey ifade eder. Yoksa tembel tembel yatıp birkaç gece kalkıp sadece onları değerlendirmek çok fazla bir şey ifade etmese gerek. Çünkü ne Efendimiz ve ashab ne İmam A’zam, sadece bir geceye hasredilen ihyayı bir şey saymamışlardır. Kadir Gecesi’nin belli olmamasının hikmeti de bence burada aranmalı.
Kalbin Zümrüt Tepeleri
İnsan, nuranî bir helezonda terakki ederken etrafını temâşâ imkânı da doğar. Kalbin Zümrüt Tepeleri, bu temâşâların insana kazandırdığı ihsasların bir kısım değerlendirmeleri ve fotoğraflarıdırlar.
***