Bir diğer manâda sadakat, maddî-manevî füyûzât hislerinden fedakârlıkta bulunmak demektir. Bu da ‘neden, niçin?’ demeden gösterilen hedefe yürümeyi gerektirir.’Neden?’ diye sormak, sadakat ruhunu zedeler. Bu çerçevede sadık iseniz:
Arzunuz ve görüşünüz sorulursa, anlatırsınız. Yoksa teslim olursunuz.
Hedefe yürürken, cenneti gösterip de ‘İşte cennet, girin’ deseler, ‘Hayır, görüşmem lazım’ demelisiniz.
‘Şu noktaya gelirsen cehennemden kurtulacaksın’ dediklerinde de ‘cehennemden kurtulmak büyük bir şeydir ama, yine görüşmem lâzım’ karşılığını vermelisiniz!
Sebat, sadakatın bir yanıdır. Arada bir fütur gösterme, hedefe varmayı engeller; en azından geciktirir. Ayrıca sebat, gerisin geriye dönmemeyi ifade eden bir sıfattır. Sadakatin önemli belirtilerine gelince, cihanın doğusunda-batısında İslâm adına memnun edici her hâdise karşısında sevinme, üzücü bir şey zuhur edince de âdetâ deliye dönme gibi hususlar zikredilebilir.