Buna benzer bir hâdise de Peygamber Efendimiz’in (sav) hayat-ı seniyyelerinde cereyan ediyor. Peygamber Efendimiz (sav) minberde hutbe irad ediyordu. Bir bedevi içeriye girerek ‘Ya Rasûlallah! Yağmursuzluktan her taraf çoraklaştı, topraklarımız kuraklıktan çatladı. Çoktandır yağmur yağmıyor. Allah’a duâ etseniz de bize yağmur ihsan etse…’ diyor. Efendimiz (sav) duâ ediyor. O anda bardaktan boşanırcasına şakır şakır yağmur yağmaya başlıyor. Sokaklar ve her taraf su altında kalıyor. Efendimiz (sav) minberden inerken her tarafı sırıl sıklam olmuş, sular sakalından aşağıya dökülüyordu. O da semanın böyle çok yağmur boşaltmasına tebessüm ediyordu. Zira bir tarafta mucize zuhur ederken diğer yandan da O, bir lütfa mazhar olmuştu.
İşte bu tebessüm her iki hâdisede de ‘dahk’ kelimesiyle ifade edilmiştir. Kahkaha olmadığından Hz. Süleyman’ın tebessümünü melekler öyle kaydetmişlerdir. Belki raiyyeti dahi bunu fark edememiştir. Zaten dudaklarda beliren böyle birkaç çizgiyi çoğu kez fark etmek de mümkün değildir.