İçeriğe geç

Mektepler her zaman, ilim, irfan parıltılarıyla ışıldar durur; mâbedler birer haremgâh-ı ilâhî nuraniyet ve mehâbetiyle gün boyu tıpkı bir mürşit, bir muallim gibi çevresine ışıklar saçar; gelip bağrına sığınanlara semâvî üslûbuyla bir şeyler fısıldar; kürsüler, minberler mukaddes feyizlerin mahall-i feverânı gibi lâhût edalı beyanlarla gönüllere râşeler salar; evler, konaklar buralardan taşıp gelen meltemlerle, mektebin, mâbedin, minberin, mihrabın ışıklarının, seslerinin ulaştığı hepsinin tıpkı bir mâbeyni gibi ruh ve mânâ ile inlemeye durur; caddeler, sokaklar İslâmî ruhun, o ak alınlı, aydın ruhlu hakka açık temsilcileriyle her zaman mektep ve mâbed vâridâtının meşheri olma görüntüsünü sergiler; derken her taraf âdeta birer mescit harîmi ve birer medrese revakı hâlini alırdı.

157