İçeriğe geç

Muhabbetin tecellî alanı ruhtur; biz onu nereye ve neye yönlendirirsek yönlendirelim o hep Allah’a müteveccihtir; kalbdeki dağılma ve kesrette boğulmaların ızdırabı ise bize ait, bize râcidir. Her şeye karşı duyduğumuz ve duyacağımız sevgi ve alâkayı tamamen O’na bağlayıp aşk u muhabbeti gerçek değerine ulaştırabildiğimiz takdirde, hem değişik dağınıklıklara düşmekten kurtulacak hem de dış yüzleri itibarıyla sevilip alâka duyulan şeylerden ötürü şirke düşmemiş olacağız; olacak ve bütün varlığa karşı muhabbet ve münasebetlerimizde doğru yolda yürüyenler gibi kalacağız.

Putlar, onlara tapıldıkları için putperestlerce mâbud telâkki edilegelmişlerdir; Allah ise Allah olduğu için mâbud ve mahbubtur. O’nun ulûhiyeti de, rubûbiyeti de bizim O’na ubûdiyetimizi gerektirmektedir. Biz her zaman Hakk’a kullukta bulunur, O’nu sevdiğimizi dillendirir; mazhariyetlerimizin şükrünü eda eder ve her hâlimizle O’na karşı alâka, irtibat ve münasebetlerimizi seslendirmeye çalışırız.

178