İçeriğe geç

diyerek konuyu teshîl edici bir kısım esaslarla dillendirir.

“Kadd-i yâre kimisi ar’ar demiş, kimi elif,
Cümlenin maksûdu bir amma rivayet muhtelif.”
(Muhibbî)

fehvasınca, kendimizi doğru okumaya, kendimizle yüzleşmeye ve Hak karşısında konumumuzu belirlemeye matuf söylenmiş her söz, lâl ü güher bir beyandır. Bu beyanlarladır ki kalb, hayatını ihsan mülâhazalarına bağlı sürdürür ve nurlanır.. insan, Hak karşısında konumuyla mütenasip durumunu korumuş olur.. bu yolda sık sık kendini analizlere tâbi tutar.. kirli ve nurlu yanlarıyla kendini doğru okur.. isten-pastan arınma ameliyeleriyle oturur-kalkar.. üzerine yoğunlaştığı bu tür hamle ve aksiyonlarla başkalarının isini-pasını görmez, görse de onlarla meşgul olmaz. Yerinde Niyazî-i Mısrî gibi:

“Bir ticaret yapmadım, nakd-i ömrüm oldu heba,
Yola geldim, lakin göçmüş cümle kervan bîhaber;Ağlayıp, nâlân edip, düştüm yola tenha, garip,
Dîde giryan, sine püryan, akıl hayran, bîhaber.”

der, inler. Yerinde Leyla Hanım içtenliğiyle,

“Hevâ-i nefsime uydum pek çok günah ettim,
Huzura hangi yüzle varayım ya Resûlallah!..

sözleriyle kendini yerden yere vurur ve sızlar. Yerinde Alvar İmamı M. Lütfî Efendi derinliğiyle,

“Ne ilmim var ne a’mâlim
Ne hayr u tâate kaldı mecâlim,
Garîk-i isyanım, çoktur vebâlim
Acep rûz-i cezâda n’ola hâlim.”

inkisarıyla içini döker ve sızlanır.

Ve bu konuda حَاسِبُوا أَنْفُسَكُمْ mülâhazasıyla iç döküp sızlamış daha niceleri…

Biz şimdilik tevbeden inâbeye, inâbeden evbeye koşup duran bu âbide şahsiyetlerle konuyu noktalayarak, حَسَنَاتُ الْأَبْرَارِ سَيِّئَاتُ الْمُقَرَّبِينَ15hâliyle hâllenmiş erbab-ı kemâlin hâlini temaşaya yönelmek istiyoruz. Tevfik Allah’tan!..

Çağlayan, Kasım-Aralık 2017

14 Tirmizî, kıyâmet 25; İbnü’l-Mübârek, ez-Zühd 1/103; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 7/96.

15 Aclûnî, Keşfü’l-hafâ, 1/428.

36