Ne var ki, Cenâb-ı Hak, ihlâs, rıza ve iştiyak-ı likâ diyenleri de hiçbir dönemde bütün bütün yalnız bırakmamıştır; yer yer nebilerle hedef belirlemeleri yapmış; yoldakilerin ufkunu aydınlatmış.. zaman zaman vicdanın nuruyla onlara “bezm-i elest”i hatırlatmış.. vakit vakit de ekstra iş’arlarla cebr-i lutfîlerde bulunarak onları hep Kendine yönlendirmiştir. Evet, bütün bunlar bugüne dek hep olageldi, bundan sonra da –Hakk’ın hususi meşietiyle– olmaya devam edecektir.
Evet birkaç kez daha modern cahiliye dönemleri yaşanacak.. cihanlar gaddar zalimlerin “hay-huy”u ve mazlumların âh u efgânıyla inleyecek.. vakit vakit melek görüntüsüyle ortaya çıkan şeytanlar olacak.. Harun mesajlarıyla her yanı velveleye veren Karunlar türeyecek.. Samirî illüzyonlarıyla sürüleri arkasından sürükleyen müfsitler işbaşı edecek.. ve Hakk’a adanmış ruhlara karşılık modern Amnofisler, Sezarlar, Leninler, Hitlerler ve daha nice çağdaş tiranlar ortaya çıkacaktır; çıkacaktır ama bunlara mukabil peygamberler yolunun hasbî yolcuları da eksik olmayacaktır. Onlar sekmeden hep Hak rızası deyip inleyecek ve “Ey milletim, Allah’a kullukta bulunun; zira O’ndan başka ilâh yoktur!”10 şeklindeki nebiler mesajıyla insanları değişik kulluklardan sıyrılıp Hakk’a kul olmaya çağıracaklardır; çağıracak ve kendi kurtuluşları kadar başkalarının da hakka uyanmaları adına sürekli çırpınıp duracak ve soluklarının kesileceği, kalblerinin duracağı âna kadar da bu vefalı duruşu devam ettireceklerdir.
Zira onlar, herkesi gerçek insanlığa çağırma ve gönülleri Hakk’a uyarma mülâhazasıyla yola çıkmışlardı ve biliyorlardı bu yolda yürümenin çetin olduğunu; şeytan ve avenesinin her köşe başında farklı bir komplo ile karşılarına çıkacağını ve bir kısım zayıf karakterleri ifsat edeceklerini…