İçeriğe geç

Bu ürpertici tablo/tablolar dairesi karşısında “ba’sü ba’de’l-mevt” kahramanlarına düşen; her şeyi Hakk’ın ekstra ve özel teveccühüne havale ederek, İlâhî beyan mazmununa tevfikan, “Allah, de, bırak onları, içine dalageldikleri şeylerle oyalanadursunlar.”7 veya “Sen onları Bana bırak!”8 hıfz u inayet vaat eden beyan-ı sübhânîsine “Lebbeyk!..” diyerek, kendi insanî ufuklarında yol almaları olmalıdır.

Varsın yürüsün onlar, o zikzaklı patikalarda; Hak yolunun azimli erleri, ruhlarla Hak arasındaki engelleri bertaraf ederek, tecelli otağı vicdanları O’na açmaya koşmalı ve şu birkaç asırlık yalnızlıkları sonlandırmalıdırlar. İhtimal bu sayede insanî temel hak ve hürriyetler ma’şeri vicdanın olmazsa olmazı hâline gelecek.. her yanda sevgi ve saygı meltemleri esmeye başlayacak.. toplumdaki kopuşmalar, ayrışmalar sona erecek.. ütopyalarda resmedilmeye çalışılan bir içtimaî, iktisadî, idarî yapıya gidiş yolları açılacak.. ve ülke imrenilen, güven duyulan, sımsıcak ve Cennet-âsâ bir hâl alacaktır; nevbaharlara savaş ilan eden şefkat, re’fet mahrumu kaba ruhlara rağmen Cennet-âsâ bir hâl alacaktır.

O aydınlık günlerin mustatil şafakları çoktan görülmeye başladı bile. Sıra onun dünya kamu vicdanında duyulup doğru okunmasına kalmıştır. Dünya çapında bir umumi kabul ve iz’anın görülmeye başladığı şu günlerde olup bitenler önyargısız sinelere pırıl pırıl ışık tayfları şeklinde akmakta ve yarınları olan kimselere rahat bir nefes aldırmaktadır. Bundan sonrası Hakk’a tam yönelme gayretine, yürünen yolda duraklamaya girmemeye ve hâdiseleri arka plânlarıyla okumaya kalıyor ki, bu da ışığın bir kez daha zulmetlerin hakkından gelmesiyle noktalanması demektir. İsterseniz bu konuyu da merhum Âkif’in soluklarıyla noktalayalım:

“Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın!..”
Çağlayan, Ağustos 2017

6 En’âm sûresi, 6/52.

18