İçeriğe geç

Vâkıa, Hakk’ın bu engin inayet ve riayeti yanında, nur çağının dünyaperest mürde gönülleri gibi, günümüzün ekâbiri de vardır. Bunlar da dünya ve mâfîhâ nedir bilmeyen Hak âşina ruhlara karşı yer yer çekememezliğe girecek, hazımsızlık gösterecek, onlara karşı akla-hayale gelmedik şenaatler irtikâp edecek; sürekli bir kısım şeytanî projelerle oturup kalkacak ve onların hemen her şeylerini gasp etme yolunda hukuk ve adaleti ayaklarının altına alarak en şeni’ zulümleri işleyeceklerdir. Hizmet erleri ise, bunlara karşı, Hazreti Eyyûb sekine ve temkiniyle, “Allah verdi, Allah aldı!” deyip farklı güzergâhlarda yollarına devam edeceklerdir ve ediyorlar da!.. Zira onlar, bu türden şeylerle karşılaşacaklarını bilerek bu yolu seçmişlerdi. Biliyorlardı ki, şeytan ve nefs-i emmâre dürtülerine açık tezkiyesiz ruhlar, dün olduğu gibi bugün de tahribatlarına devam edecek.. insanî ve İslâmî değerleri ihya etmek isteyen diriliş erleriyle uğraşacak.. ve onların bin bir sancıyla ortaya koydukları en müspet ve olumlu şeyleri yıkmaya çalışacaklar.. dahası, farkına varmadan şeytan ve avenesinin bu gayretlerine şuursuzca yüzler-binler iştirak edecek.. Firavunlarla kirlenen tarihin mülevves sayfalarına kara kara sayfalar ilave edilecek ve tarihî tekerrür devr-i daimi bir kez daha kan olup irin olup sinelere akacak…

Evet, dün olduğu gibi bugün de, yarın da yeni yeni tiranlar ortaya çıkarak, o mel’un hedeflerine ulaşma adına Makyavelistçe her vesileyi meşru sayarak akla-hayale gelmedik yöntemlerle, lanet ile anılan cebbarlara rahmet okutturacak her mel’aneti irtikâp edeceklerdir. Edilip eylenen şeylerle iç içe problemler fasit daireleri oluşacak ve insanlık bir kez daha firavunlar, nemrutlar dönemini yaşama mecburiyetinde kalacaktır.

17